Aş ermek mi? O da ne?

ice_age_22315

Kilosu 90TL’ye erik gören hamile

Hamile kalındığında deli gibi yemek yiyor ve hiç doymuyorsundu hani.

Hani istediğin şeyi yiyebilirsindi de kilo hiç bu kadar yakışmamıştı sana hani!

Hamileysen kocan gecenin bir yarısı bile olsa çıkıp dışarıdan baklava, erik, karpuz gibi alakasız şeyleri alıyordu!

 

Bunları benim bilinçaltıma sokan zihniyeti kınıyorum.

 

Hamileliği öğrendik, bir kaç hafta hamileymişsin değilmişsin zaten unutup gittik. Sonra etobur olan bana bir şeyler oldu, etten tiksindim. Karşımda kaburgaları kemiren 5 aylık Hamile Ayboş’un et yiyişini gıptayla izliyordum ancak ben önümdeki eti yiyemeyip, fenalıklar geçirince, işlerin garipleştiğini anlamıştım. Hala canım kaburga istiyor! O nasıl güzel bir kaburga yemedir arkadaş!:)

Kocamınsa cevap olarak nazik açıklamalarıyla karşılaştım:

 

– Yıllarca yediğin etlere sayabilirsin aşkım, merak etme, bugüne kadar yediklerin çocuğa yeter zaten.. Vücudun depolamıştır.

 

Kısaca bugüne kadar dünyayı yedin, biraz ara ver işte cevaplarıyla hırpalandım, ezildim, gururum kırıldı. Sonuçta ben, yani Adanalı Mizot! artık et yiyemeyecek miydim???? Ömür boyu mu!!!! Nayır Nolamaz! Yine tükürdüğünü yalama moduna geçmiştim, et yemeyen bilimum arkadaşa, bu nasıl hayat la, sen nasıl yaşıyon böyle diyerek ettiğim lafları teker teker yalayıp yutuyordum. Bu laftan sonra iğrenç bir kahkaha attığımı da itiraf etmeliyim. Kendimden tiSkiniyorum.

 

Benim yiyemediğim her porsiyonu duble olarak mideye indiren kocamın keyfi tabii ki yerindeydi. Hamilelik kilolarını almaya başlamıştı bile. Ama bunun da bir sonu gelecekti, henüz farkında değildi..

 

Bir gün ve o gün hangi gündür bilinmez, eski Mizyal tekrar içime kaçmış olacaktı ki ben yine eski halime geri döndüm. Canım herşeyi istiyor ve özellikle Şampiyon Kokoreçin önünden geçerken kafamı çevirmek zorunda kalıyordum; zira yasaktı. Yasak ya, canım isteyecek tabii. Açken sen sen değilsin sloganı alnıma yapışmıştı bir kere. Kocam benden gizli gizli kokoreççiye gidecek kadar tırsıyordu benden. Ama itiraf etti.

 

– Mizyal lütfen kızma ama sana bir şey itiraf etmem lazım!

 

Bakışlarımın donuklaştığı, eyvahlar olsun başıma bu da mı gelecekti diye ağlamak üzere olduğum bir andı içinde bulunduğum. Sonuçta ben artık ayaklı bir hormon yığınıydım ve konuşurken kelimelerin daha dikkatli seçilmesi gerekliydi. Konunun nereye varacağını ben nerden bilebilirim!

 

– Naptın?

– Ben senden habersizz kokoreççiye gidiyoruuum! Dayanmıyorum canım çok istiyor!

 

Çok şükür yarabbi, ne büyük rahatlama, kalbim tekrar kan pompalamaya başlamıştı, kendime gelmiştim.  Ya arkadaş git ye, ne demek canın sağolsun. Afiyet olsunla bitirmiştik konuşmayı. Kokoreçin artık bir önemi yoktu 🙂

 

Ama esas anlatmak istediğim bu değil. Aş erme diye bir şey olduğunu düşünmemeye başladım ben. Bence o iş biraz abartıya kaçmış. Hurafe sadece. Çünkü zaten insan normal gününde de bir şeyle istiyor canı arkadaş! Aş erme ömrün her döneminde var, yalan mı! Mesela ben, kış vakti karpuz isterim, bulunamayacak ya canım ister illa. Ya da markette kilosu 90 liradan satılan erik görürsem benim canım onu ister arkadaş!!

 

Markette dolanırken gözüme çarpan ilk erikleri Ice Age’de kestane peşinde koşan faremsi hayvana dönüştüğümü farkettiğimde, bu acaba aş erme mi diye düşündüm. Almak istiyordum ama pintiliğim ağır basıyordu. Akşam ilk iş kocamla bu konuyu konuşmak oldu:

 

– Aşkim, erik çıkmış!

– Alsaydın yaa, yerdik,

– Ama kilosu 90 tl.

Manasız bakışlar……..

– Alayım mı hakkaten?

– O ne yaa öyle saçma sapaaan, saçmalama alınır mı! Terbiyesizlik bu yani o nasıl bir fiyat

+%&%/&//(/)(%/&:Ç……..Koca konuşmaya/söylenmeye devam ediyor.

– Ama ben aş eriyorum eriğe, acaba gidip alman gerekmiyor mu?

– NEÖÖYYY, hayır aşkım, sen eriğe aş ermiyorsun bu bir yanıltmaca, sen elmaya aş eriyorsun, neymiş tekrar et, senin canın elma istiyor, elmaaa, elmaaa, getireyim mi? Bak çok güzel!!

 

Konu kapandı. Erik mevzusu sezon açılana kadar rafa kaldırıldı:)

 

Annemin hamileyken kış vakti kavun görüp, babamaa;

– Zafeer, kavun çıkmışş alır mısın?

Diye sorduğunda,

– Yanlış görmüşsündür saçmalama…

Demesi gibi. Serada yetişen kavunlar daha yeni yeni çıkıyordu herhalde ama kimseyi inandıramayan annem, kendini şizofren yerine koyan babamı hala affetmez.:)

 

Şimdi yazının başına geri dönelim;

Hamileysen kocan gecenin bir yarısı bile olsa çıkıp dışarıdan baklava, erik, karpuz, kavun gibi alakasız şeyleri alıyordu! Hee alıyordu, bekle alırJ

 

Fırat sana itiraf etmem gereken bir şey var.

Ben o erikten aldım ve yedim hem de ofiste, hem de arkadaşlarla, sana da getirmedim:)

HOHOHOHOHIIII

2 Comments

  1. Sen alti ezmeliyi yerken ben de seninle ilgili ayni seyleri dusunuyordum , bu işler sirayla hacııı :)) Deniz de gelsin aramiza hep birlikte kaburga şiş yemeğe gidelimmmm :)))

  2. evet Fırat kardeş yedik valla afiyetle. oooh kesene bereket. hem de bi yarım kilo yemişizdir. Mizgülüm o Fırat’ın kartıydı demiiii?? Hohohııııı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.