Bir Kahve Festivali Hatırası

55

5 aylık bebenle festivallere mi gideceksin? Git-me.

Evet, 2 aylıkken Kaş’a gittik.

2,5 aylıkken Bolu’ya gittik iyiydi.

Ama bunların ortak noktası birinde anneanne diğerinde ise babaanne koruması altındaydık. İlk defa bir otel denemesi ile bilinmez bir yola çıktık, İstanbul-Galata’da Kahve Festivali’ne attık kendimizi  ya da festival bizi savurdu attı tam bilmiyorum.

Yolda genelde iyiyiz çünkü uyuyor bizim oğlan. Sıkıntı kış vakti olmasında. Zira araba çok sıcak, terliyor, çıkıyoruz buz gibi, ben de akıl sağlığımı yitirmiş gibi sarıp sarmalıyorum çocuğu, ağzını yüzünü açık bulduğum nere varsa kapatmalıyım gibi bir algı var. Çocuk havale geçirircesine kırmızı bir suratla bakıyor bana garibim.

Otelimizi mutfaklı seçtik özellikle, biberonu yıkayalım, mamasını ısıtalım o olsun bu olsun diye. İyi yapmışız mutlu olduk, Galata 1875 her şeyiyle çok güzeldi. Her mantıklı annenin yapacağı gibi iyi hazırlandım yolculuğa. Kar, deprem, çığ düşmesi, heyelan, otelin sağlamlığı, civar semtlerin güvenilir olup olmaması ve de küresel ısınma yüzünden havanın -40’ları görebilmesi ihtimalini düşünerek hazırlandım herkes gibi. Orada yedireyim diye aldığım, organik elma, armut ve ayvalar ile arabamızda bir tek organik yumurta verecek olan tavuğumuz eksik kalmak suretiyle 15 valiz vardık 2 gün kalacağımız İstanblue’ya. Her yanımı saran valiz ve sayısız torbalarla yüzüm cama yapışık bir şekilde inince arabadan, ilk yağan yağmur ile çığlığı basan oğlumu sakinleştirmeye çalışıyordum. Bunca valiz içinde puset yağmurluğunu unuttuğum için tüm İstanbul beni ayakta alkışlamalıydı ama bunu sadece kocam denecek zalim yaptı.

8

Bizim valiz ve çıkın tipli torbaları gören oteldeki adamın suratı bir an karardı. Asansörün boyutunu görünce benim de tansiyon düştü. Asansöre bebek arabasıyla binmek bile imkansızdı. Deniz’i bindir pusetine, asansör 3.kata çıksın sen merdivenle koş, çocuu yakala gibi şeyler kafamdan 2 saniye için geçti ama sonradan kucağıma almak fikri ile aydınlandım.

Ben yarattığım bu kalabalık yüzünden yavaşça odaya sıvışıp, eşya taşımayı kocacığıma bıraktım ve o yarım saat içerisinde kulağımın çınlamasına ses çıkarmadım. Zaten sadece çınlamakla kalmadı, suratıma da çarptığı için, sessiz kalma hakkımı kullanma kararı aldım sayın seyirciler. Sonuçta pişman değildim. Çocuğun oyun halısını getirmeden nasıl rahat edebilirdim ki bir söyler misiniz lütfen!!!

Her neyse, yerleşir yerleşmez, Kahve Festivali’nin Cuma günkü 2.Seansına yetişmek üzere çıktık dışarı.

123

Hata- Google Earth her zaman net fotoğraf veremeyebiliyor. Koca yokuşu görmedik yaw, her yer düz ayak gibiydi. Yani ne yapacağız, oteli arayıp, bana net ol kardeşim, bebek arabasıyla geliyorum, veriririm eline çocuu görürsün diyerek tehdit edeceksin, gerçekleri öğreneceksin.

Neyse yokuş mokuş, yağmur ve yağmurluksuz puset ile yolumuza devam edip, haleluyaaa diyerek vardık festivale. Dünya tatlısı çalışanları bize ellerinden geldiği kadar yardım etti ve bizi 4! Katlı Galata Rum Okulunun 1. katına çıkardılar. Evet, asansör yok ve evet izdiham yaşanıyordu. Benim uyumlu oğlum, İkea’ya gittiğinde pusette oturmamak için cıngar çıkarırken, kahve festivalinde hiç olmadığı kadar huzurlu bir uykuya daldığı için pusetten çıkaracak bir durumda değildik. Ben kalabalığı keserken, Fırat içeriye girmek için yırtınıyordu. Sonuç ben isyan ettim, ardına görevliler geldi. Bizim bebek arabası denememiz sonrası aşağı bilgi verildi: “Bebek arabası almıyoruz arkadaşlar” Ama biz zaten girmiştik. Denedik ama sonunda gerçekçi olmaya karar verdik. Fırat oğlanı alıp dönecekti ve ben dolanacaktım. İşim bitince de otele gidip, Fırat’ı yollayacaktım. Shift misali bölüştük oğlumuzu.

99

Gel gör ki, olay bu kadar kolay olmadı. Fırat, oğlanı ve benim elimdeki binlerce çantayı alıp götürünce, ben elim cepte, tabiri caizse mal gibi ortada kaldım. Ben ki gezdiğim 28 ülkenin 11’ini sırt çantamla dolaşmış Mizot; ben ki alışverişi bile tek başına yapmayı seven Mizot; ben ki bazen alıp başımı gitmek isteyen Mizot… Evet sen!! İfidirsiniz, bin bir birdik kihvi ilibilir miyim litfin.? Ses k..ma kaçmış gibi çıkınca adamlar beni duymadı tabii… Hayatımda ilk defa fırıt nirdisin, litfin bi kahve ıl bana litfin. Gibi bir şeyler mırıldandım!! Adamlar garip demleme şekillerini gösteriyorlar, mambocino falan. Belki o kahve değil? Belki bana bir kahve ver dostum dediğimde ..ohh dostum bu kahve değil buna zapatazipiti diyoruz diyince ben ohh auhhh diyip kaçıp gidecem. Zaten kalabalık arttıkça sanki oğlanın üstüne birileri kahve dökecekmiş gibi bir paniğe girdim ve artık şizofreniye doğru adımlar attığımı görünce bir kaç hızlı fotoğraf çekip olay mahallinden uzaklaştım. Odaya girince durumu kocama anlattım ve kendisi dönüşünde bana bir kahve getirmişti.

fotoğraf 5

Gururuma yenik düştüm ve şunu idrak ettim. Ben zaten kahve sevmem. İçersem de en az 4 şeker atarım. Kahve sevdasını kocama bırakıyorum, o da bir yazı yazsın işin entel dantel bölümünü anlatsın.

 

Neyse, Kahve Festivalini beraber gezememiş olmamız hemen pes ettiğimiz anlamına gelmesin, dışarda kahvemizi içtik. İstanbul Modern’e gittik. Tabloların önünde AAAaauuu diyerek yorumlarımızı yaptık, hatta bazen oğlumuzu susturamadık. Galata’ya gittik, kuleye çıkmak istedik ama bebek arabalılar giremeez diye bağıran güvenlikten tırstık nasıl kaçacağımızı bilemedik. (hayır, niye bağırıyon be adam, sağır gibi mi duruyorum!)

modern

 

ga

Sonuç olarak;
2 gün için bebeğe milyon tane kıyafet götürmeye gerek yok.

Bir şey unutursan gidip alabilirsin, sonuçta kutuplara gitmiyorsun.

Otel çok merkezi yazıyor olmalarına aldanma, merkezi ama senin bir bebek araban var, yokuş  var mı, düz ayak mı adam gibi bak.

Festivale gidiyorsan, festivalden eğitim falan ayarlamadan evvel, asansör var mı diye sor, çocukla zor mu olur diye bir görüş al.

Kahve sevmiyorsan da kocana destek ol ama şekersiz kahve sevmiyorsan kendini zorlama. 3.Dalgacılar benle dalga geçer deme, iç anasını satayım.

 

Ben yine ilk evlendiğimiz gün söylediğim şeyi tekrar ediyorum.

Ben entel kocanın dantel eşiyim. Böyle giderse entel oğlanın dantel anası olarak devam edeceğim.

Bir kısır döngü içerisindeyim.

Saygılar efenim.

 

5 Comments

  1. Yine çok güldüm yaw ne tatlı çiftsiniz siz ; bu arada şu böcük böcük bakan çocuk da tam ısırmalık…

  2. yazıyı okurken birkaç noktada çok gülüp bunları kesinlikle söylemeliyim derken baktım gülmemi hiç durduramadım ve hatırlamam gereken noktalardan vazgeçtim!! süper bir yazı olmuş. yeni evlilere gelecek dersi niteliğinde 🙂 ellerine sağlık..

  3. Mizyal süpersin aynen zamanında benim yaşadığım şeyleri anlatmışsın 😉

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.