Bir Ressamın Hazin Sonu

suluboya

Resim yapmayı her çocuk sever, benim dışımda. Resim yapmak için doğmuş olan bir anne ve çizim yeteneği muazzam bir kardeş ile etrafım çevrili iken fazla şansım yoktu benim. Evet, kardeşini kıskanan psikopat abla modeli gibi gösterildim yıllar boyunca ancak bu külliyen yalandı. Olay şuydu, ben bu ailenin Matisse’i idim ve aynı onun gibi fazlaca eleştirildim. Ancak Matisse’in değeri er veya geç anlaşılmıştı çünkü o hemen vazgeçmemişti benim gibi. Ben erken yaşta bıraktım mücadeleyi.

Günlerden bir gün, aldım tüm kendime güvenimi yanıma ve başladım kara kalem çalışmaya!! İlk çalışmam ciddi bir eser üzerine olmalı dedim tabii ki ve AT çizmeye karar verdim. Evet, bunu benden iyi hiç kimse yapamazdı. Çizdim de çizdim. Sen de akşama kadar ben diim sabahlara kadar uğraştım. Sonunda eserimi ev ahalisine gösterecek ve tüm alkışları ben toplayacaktım. Beklenen an gelmişti, her şey hazırdı. Kendini yetenekli sanan annem ve kardeşim mutfakta bir şeyler atıştırıyordu. Acayip beğeneceklerdi ve tebrik edeceklerdi. Belki de kıskanacaklardı, biz asla böyle yapamayız diyeceklerdi! Oleeeeydi…!

Bakııııın, ne yaptımmm!! diyerek şaheserimi onlara gösterdim.

Alkış bekliyordum ancak bir sessizlik vardı, kaşlar çatılmıştı.

Bence fazla uzaktan göstermiştim, göremiyorlardı. Biraz yakınlaştım.

-Ne çizdin?dedi kardeş denen zat.

 -Sence? dedim hafif üstten bakan bir tavırla.

 -İnek mi? dedi ukala, sevimsiz, kendini beğenmiş, yetenekli ve gıcık küçük kardeş bebesi.

Gözün kör mü? Dedim sesimi hafif yükseleterek.

Yoooööööö.

İç sesim tıkanmıştı.

Anne şuna bişey de yaaaaa!!! Atıma inek dediii!!!Seni  döveeeeeeriiiim Aleeeyaaaaan!!!!!döveeeeerrriiiiim!!! Bunun neresiii ineeeek!! Sensiiiin İneeeeeek!!!!!

 Annem mecburen araya girmek zorunda kalmıştı.

-Kızımm, gerçekten ata benzemiyor, bağırma, bir daha dene.

 Zıvanadan çıkmıştım. Çıldırma anı gelmişti. Ama kardeşim denen tip hala susmuyordu.

 -Ablaaaa öyleeee at mı oluuuuur yaaaaaaa..hahahahahhoooo

 -Yeleeeesiiiii vaaaaar işteeee!!!!!

Neyse bu olay fazla bir sarsıntılı olmamıştı, sonuçta o zamanlar kardeş bebesi benden daha kısaydı ve onu sıkıştırıp susturabilme şansına sahiptim. Nitekim öyle de olmuştu ve kendisi cebren ve hileyle susturulmuş ve eserimi beğenmesi sağlanmıştı.  Ancak gücümün yetmediği biri vardı.

Babam.

Birkaç hafta geçmişti ve bizim resim öğretmeni bir ödev verdi. Guaj boyaya yeni geçilmişti ve bir resim yapılacaktı. Akşama kadar diğer derslerin ödevlerini bitirmeye çalıştığımdan saat 22.30 a kadar zaman bulamamıştım. Türkçede ve her öğrencinin günlüğünde buna Son güne ödev bırakmak deniyor işte. Akşam akşam çıkardım malzemeleri, başladım boyalarla uğraşmaya. Tam o sırada kapı çaldı ve babamın gür sesi evin içinde çınlamaya başlamıştı. Işığım hala yanıyor olmasından işkillenerek odama doğru yaklaştığını ayak seslerinden takip ediyordum veee 3…2…1…  Babam kapıdan uzattı başını: Babamın en sevdiği şey tam karşısındaydı.  Boyalar…

“Gel kızım beraber yapalım hemen biter” diyerek olaya dahil olmuştu bile.

 Kendisinin resim yapası gelmişti. Siz bilmezsiniz ben ne resimler çizerdim.. İşte çocukluğun verdiği saflıkla, hayran hayran babamın resim yapışına bakıyordum.

Guaj boyayı sulu boyaya çevirirken muhteşem bir manzara resmi yapmaya başlayan babama verdiğim tüm fikirler veto yiyordu.

Hayır o öyle olmaz, böyle olacak, baaaak ne kadar güzel oldu değil mi kızım…Şimdi şurayı da pembe yapaalımm…

 –Baba orası deniz değil mi, niye pembe?

-Kızım güneş batıyor turuncumsu pembemsi bir renk olsun, aaaaa bu sanat!!!! Sen anlamazsın ama öğretmenin anlar.

-Baba sulu boya gibi oldu ama bu biraz daha fazla boya olması lazım,

-Kızıııım öyle şey mi olur Allah Allah. Sen beni dinle, bak benim bi bildiğim var onun için söylüyorum.

-Tamam, baba.

15 dakika sonra resim bitti. Ben yattım.

Resmi teslim ettim ve bir hafta sonra sonuçlar geldi.

 Ayşe:5 Fatma:5 Ahmet:5 Ali:5

Müzeyyen: OTUR KIZIM 2!!!!!

Koşarrr adım babamın yakasına yapıştııım!! Babaaaa 2 aldımmmm işteeee!

Babam cevap verir: Yoook canım!!!! Ciddi misin!Öğretmen mi dedi? 

Sessiz kalma hakkımı kullanmak istedim.

Lan sanattan anlayan kalmadı. Bundan sonra söylediklerini  BİİİİİİİİPPPPPP liyoruz.

Babadan  da ümidi kesince anneye sardım. Ben yapınca 4 alıyorum, babam yapınca 2 alıyorum o zaman resim dersinden 5 almanın yolu anneden geçerdi.

Bu sefer kara kalemde kendi elimizin resmini yapmamız gerekiyordu. Annem olayı abartmış ve Leonardo da Vinci’ye bağlayarak muhteşem ötesi eller yapmıştı. Gururlar sunuyordum derste. Tamam demiştim  bu sefer oldu, acayip sükse yapacaktım.

 Öğretmen herkesin yanına gelip bakıyordu, bu olmuş bu olmamış diye. Geldi başıma dikildi. –Bu ne? dedi.

Oturduğum sıradan dev gibi görünen o sarı saçlı resim öğretmenine acaba bu tuzak bir soru mu diyerek tırsarak cevap verdim, çok zekice bir cevap olmalıydı.

El…

-Sen mi yaptın?

Tuzaklar ardı ardına geliyordu, kendimi Mario oynuyor gibi hissediyordum, zıpla ateş et, eğil, canavar geliyor, zıpla, ateş et..

-Tabiii ki hocam ben yaptım, kim yapacak başka ne alakası var siz bana güvenmiyor musunuz, ayyyy valla teessüf ederim..

-Bir daha çiz.

Game Over.

piki. dedim ama panikteydim ben napcaktım. Biraz kötü çizemez miydin be anneeee yaaaaaa ben bunun aynısını nasıl yapabilirim!! Leonardo’ya bağlayacak zamanı buldun di mi! Başladım çizmeye. El el değil ağaç sanki, yok arkadaş benden ressam messam olmaz.

Sonuç: Kendim yapmadığım için yine 2. yani GEÇER..

Ben bir Matisse olurdum ama şartlar uygun değildi. Belki başka bir hayatta..

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.