Doğmamış Çocuğa Mektuplar..

Güzel oğlum,

 

Doğmamış çocuğa mektuplar gibi mi olur bilmiyorum ama bugün biraz daha annelik güdüleri yüklenmiş gibi hissediyorum kendimi. Her günüm bir farklı, bazen çok söyleniyorum her yerim ağrıyor diye, bazen de sen hareket ettikçe mutlu oluyorum. Gerçi yalan yok, bu aralar baya bir kuvvetlendin, maşallah kaburgamı kırdın sandım dün. Babanı gecenin bir yarısı, Fıraaaat, uyuyo musuuun!! Diyerek uyandırdığımda nasıl bir cevap bekliyordum acaba bilmiyorum. Kaburgam kırıldı galiba Fırat desem de ikna olmadı baban olacakJ

Dün sanıyorum göbeğimin sol yanından dışarı çıkmaya çalışan ufak bir ayacık vardı. Baya uğraştın ayağını dışarı çıkarmak için ama çıkış yoktu oradan maalesefJ

 

Odana girdim az önce, henüz perdelerin yok, yatağın yok, nevresimin yok ve ihtiyacın olacak olan hani daha önceden ne olduğunu bilmediğim zıbınlarını henüz yıkamadım. Daha hiç bir şey hazır değil aslında, bebek süslerinle uğraşıyorum bir yandan, Selin Teyzen sağolsun. Hummalı bir çalışma var.

 

Acaba yıllar sonra bunları okur musun? Okuyup benimle dertleşecek misin? Yıllar ne gösterecek, ne getirecek bilmiyorum bunları bilmemek ilk defa tedirgin ediyor beni. O ülke senin bu ülke benim hesapsızca gezdiğim günler geliyor aklıma, sonra bir daha böyle gezemeyeceğim diyorum ama belki de sen bana özenirsin, benden çok gezersin! Umarım bana sunulan imkanları ben de sana sunabilirim. Korkular sardı dört bir yanımı gibi bir durumdayım sanki. Uç uçabildiğin kadar oğlum.. Git gidebildiğin kadar..Beni de al arada yanına mesela.. Beraber gidelim oralara buralara, zira sen karnımdayken zaten 6 ülkeye gittim.. Avusturya ve Almanya’da benimle olduğunu bilmiyordum henüz.. Habersizce deli gibi gezmişiz seninle. İyi yol teptik. Sonra dediler ki, bişiler var kıpırdananJ Eyvah dedim hamileyim ben!! Ama Irak’a gitmem gerekiyordu. İş beklemezdi ve kimse henüz hamile olduğumu bilmiyordu. Aslında biraz daha saklamam gerekirken mecburen söylemek zorunda kalmıştım. Yemekler iğrençti ve o kadar mide bulantısına bir de iğrenç yemeklerle açlık sınırında kalmak hoş değildi. Müdüre gitmek zorunda kaldım, ben hamileyim! Bu yemeklerin değişmesi lazım!! Meğer herkes mutsuzmuş, hemen bir lokanta ayarlandı oraya gitmeye başladık öğle yemeklerine. Ne çok muz yemiştim o zamanlar.

 

Birazcık daha büyüdüğünde atladık Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ gezisi yaptık baban sen ben.. İşte o tatil biraz zorladı be oğlum… Kalelere çıkamadık, surlara tırmanamadık.. İstediğim gibi alışveriş yapamadım ama yine de görebildiğim kadar çok müze gördük!! Baya idare ettim gerçekten. Sen biraz daha küçüktün tabi, tekmelerin fazla canımı acıtmıyoudu o zamanlarJ Bel ağrım var ama onun seninle bir alakası yok, fıtık mevzuları karışık mevzular oğlumcum.

 

Daha cinsiyetini bilmeden sana oğlum diyordum, elimde değil ağzımdan öyle çıkıyordu. Korktum bir ara ya kız olursa, niye oğlan diyip duruyorum ben diye. Çocukluğumdan beri hep 2 oğlum olur derdim ben, nerden çıktıysa işte..ne bileyim.. Doktor pipisi de burada oğlumuzun dediğinde, hem gülüp hem hönkürerek ağlamak durumunu yaşamıştım. Baban’da sakladı ama karanlıktı o yüzden ağladığını göremedim ama bence kesin ağladıJ

 

Ben annelik nedir bilmiyorum, her bebek doğduğunda bir anne doğar diyorlar. Ben de seninle mi doğarım? Sağlıkla gel kucağımıza Deniz’im. Korkularım, umutlarım, sevgim, hepsi karıştı birbirine.. Ürküyorum biraz ya beceremezsem diyeJ Ah şu hamilelik…fazla duygulu iş…Ben bir ağlayım, sonra devam ederiz mektuplara..

4 Comments

  1. yaw arkadaş karşılıklı olmayınca yazılarından ağlıyoz nolacak bu iş sevgili anne?
    kız ne güzel yazmışsın bööüüüğğğğğğ !!!!!

  2. Güzel anne seni seviyorummm eminim oğlunda senin en büyük hayranın olacak:))

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.