Ehliyet, Ruhsat!!!

polıs

  İyi araba kullandığımı iddia ettiğim tek bir an bile olmadı. Ayağımı havada tutarak araba kullandığım ilk iki aydan sonra hastanelik olunca, bu konudan bahsetmemeyi tercih etmiştim. Ancak, zaman ilerledikçe garip şeyler olmaya başladı, en yüksek hızım 105 olduğunda kendimi Formula 1 sürücüsü havalarına sokmaya başlamıştım. Taa ki bana birileri dur diyene kadar.

  100 km hızla gidince ayrı bir havalara bürünmüştüm. Neymiş, artık hızlı da kullandığım için yanımdan geçen arabalara, sol el direksiyonu tutmak suretiyle, sağ elimizi atik bir şekilde yan arabaya doğru sallarken, birkaç kuple küfür bile edebilme yetisine kavuşmuştum. Özellikle, acemi bayan sürücüleri eski halime benzetip, kendilerine uzun bir korna ile yardımcı oluyordum. Ben bir şehir magandasıydım, ben bir sonradan sürücüydüm.

  Peki ne oldu da bu olaylardan sıyrılarak aslında yanlış bir yolda olduğumu anladım?

  Türkiye’de çakal sürücülerin bildiği ancak benim algılayamadığım kamera sistemi ile henüz tanışmamıştım. Yolda 105 km. hızla gitmek benim için inanılmaz hız. O zamanlar  3 basamaklı sayıyı gördüğüm anda içimi bir heyecan kaplıyor ve sanki muhteşem bir şoförmüşüm hissini tadıyordum. Halbuki hızın zararları ile henüz tanışmamıştım sadece.

  Bir akşam işten yeni çıkmış, yılgın ve bitkin insanlarla beraber yola koyuldum. Sinir katsayısı artmış, trafiğe takılmadan evine ulaşabilme hırsı içinde olan tüm trafik canavarlarını atlaya atlaya gitmeye çalışıyorduk. Beni devamlı sollama niyetinde olan bu insan evlatları ile boğuşurken ben de gaza basıyordum ki fazla peşime takılmasınlar. Onlar bastıkça ben basıyorum, onlar bastıkça ben kaçmaya çalışıyorum derken, bir anda ne olduysa, sanki uzaydan bir ışık indi, herkes garip bir büyünün içerisinde huşu içerisinde yavaşlamaya girişti ve hızlarını sabitlemiş gibi bir mallaştılar!!!

  Arkadaş, daha yeni hızımı almışım, bu ne saçmalık. Kornalara basa basa aralarından makas atarak geçmeye başladım. Mal mısııın!!! Böyle frene mi basılırrrrr, hastaaaaa!!!!!!Gitseneee oooluuuuuum!!!

  Hayır işin en terbiyesiz ve kabul edemediğim yanı ise onların da yüzsüz bir şekilde bana laf ediyor olmasında. Hem suçlulardı hem güçlülerdi, ben böyle bir şey görmemiştim. Bütün gerizekalılar beni bulurdu. Hepsi aynı yola doluştu ve bir anda yavaşlama hissiyatına kapıldılar herhalde diye söylenerek devam ediyordum!!!

  Bastım yardır yardır bunları geçiyorum demeye kalmadı, karşıdan bir adamcağız, kenara da arabasını çekmiş. Bana el ediyor. Ay dedim, arabası arıza mı yaptı ki, ay ben nasıl yardım edeyim ben ne anlarım ki?? Ne saçmalık.

  Yaklaştıkça baktım ki bu bir polis. Pilis. Pleaseeeeee!!!!!!! Ben napptııııım yaaaa, adamlar orda niye yavaşladı kii!!!!RADAR MI VARDI LAAA!!!!!! VAY arkadaş, radarın orda ne işi var. Bir anda yanımdan kornalara basarak devam eden az önce küfür ettiğim insanlar topluluğu. Hadi bakalım bas gaza Mizot bas gaza.

  Güle güle sana yolun açık olsun şarkıları eşliğinde..

  Hayatımda ilk kez polis tarafından çevirildim. Ehliyet, Ruhsat.!!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.