Falcı geldi haaaanıım!

 

184545_10151560396362850_1945642323_n

Babam yıllar önce şunu söyledi:  “Kızım, bir hobin olmalı. Bir müzik aleti çalabilirsin, tavla oynayabilirsin, dalabilirsin, fotoğrafçılıkla uğraşabilirsin, uçabilirsin ne bileyim poker oynayabilirsin ama farklı bir şeyi çok iyi yapmalısın. İnsan çevresiyle büyür. Sana hepsini yap demiyorum, dene ama bir tanesinde çok iyi ol. Sana çok farklı kapılar açabilir ileride.”

Şiir gibi konuşur babam benimmm…

Başladım düşünmeye.. Ne yapayım da çevremi genişleteyim ben?  Bir yandan da acaba ben sevimsiz ve asosyal olduğum için mi bana bunları söyledi diye düşünmeden edemedim tabii.. Babamın kesin telaşlandığı bir şey var, yoksa boş yere bunu söylemez dedim kendi kendime.

Bu şiirsel konuşmalardan birkaç hafta önce burnumun nasıl bu kadar değiştiği hakkında bir konuşmaya tanık olmuştum. Çocukken hokka gibiydi nasıl oldu da bu kadar değişti???Kime çektiğim tartışılıyordu. Sanıyorum bu asosyallik ve çirkinlikle evde kalacağımın hesabını da yapmaya başlamış olabilirler. Bilemiyorum. Anlayacağınız tam bir huzur ortamındayım yani. Poğaça tipli arkadaşlarımın anne ve babaları kızlarını dünya güzeli prensesim diye çağırıyorlardı o sıralarda, kızlar da gerçekten prenses olduklarını düşünürlerdi!!! Psikolojik açıdan sağlam temeller atılıyor ruhuma. Ne çektim ben yaaa!!!

Neyse, sevimsiz ve asosyal koca burunlu ben,  bir hobi aramaya koyuldum. Gitar kursuna gidiyordum o sıralar ama belli ki bu yeterli değildi. Benim acilen çevremi geliştireceğim ve mükemmele ulaşabileceğim bir hobiye ihtiyacım vardı!!!!

Bir gün yine kocaman bir aile buluşmasında kahveler yapıldı.  Her zaman olduğu gibi biri şekerli, biri orta diğeri sade ötekisi sadenin hafif az şekerlisi olsun çarpıntı yapıyorlarla 10 değişik kahve siparişi verildi. Çay için be kardeşim diye içimden geçirmedim değil.

Baktım herkes fal kapatıyor ve babaanneme yalvarıyorlar. Annee şuna bi bak noluuuursun..Babaannee bana da bakar mısııın.. Bir yalvarmaca, bir yalakalık. Babaannem ise ağırdan satıyor kendini: Olmaaz, bakmam. Cık..Yemin ettim. Komşuya baktım yıllar önce, ölecek dedim eve hırsız girmiş öldürmüş bunları neredeyse benden bileceklerdi. Hayatta bakmam. Derdi ama dayanamaz yine bakardı..

Şimşek çaktı o anda bende. İşte bu!!!!Babamın bana söylediği hobi bu olabilirdi. İnanılmaz bir çevre yapacaktım. Hatta o çevreyi yalvartacaktım!!!!Mükemmellik böyle olabilirdi. Sevimsiz ve asosyal olabilirdim ama Türk insanıııı falda sevimsizliğe bakmaz böylelikle ben de çevre edinmiş olacaktım. Muhteşem bir insanım!!!

Bir gün çalıştığım yerde, ki daha yeni istifayı basmış bulunuyorum, patronun karısı falcıya ihtiyaç duydu. Kendileri yabancı oluyorlar ana dilleri ise İspanyolca. Patronun karısı falcı tanıdığın var mı diye sordu bana, bulursam da tercümesini ben yapabilir miymişim. Misafirleri özellikle rica etmiş. Misafir de bir zamanlar kendi ülkelerinde bakanlık yapmış bir beyefendinin eşi. Mevki yüksek, herkes bu misafirlere tapıyor. Bir tapınmaca var bütün şirkette.

Ah dedim, ne ala memleket. Babam demişti. Gördün mü döndü dolaştı dediği çıktı. Ah dedim ne falcısı. Ben bakarım. Falcı burada. Ne demek ne demek, bir mukabele falan diyerek telefonu kapattım.

Kahveler yapıldı, kapatıldı, soğudu. Buyrun sizi içeriye alayım efendim dedim. Başladım sallamaya. Babaannemin dediklerini hatırlamalıydım.!!!

Falcı: Ah ne kadar pozitif bir insansınız, ne kadar güzel yollarınız var. Bizler kuş gördüğümüz zaman buna haber deriz. Bakın bakın, gördünüz müü?? Bir haber gelecek size uzaklardan. Sanki uzakta kalmış bir yakınınız var..

 

Falcı burada şunu kastediyor: Bu kadın şu an Türkiye’de ise bütün yakınları zaten uzakta olmalı değil mi. Eh bu kadın az önce görmek istediği ülkeleri anlatıyordu kaldı ki dünyanın yarısını zaten gezmiş. Ben yoldan ve uzakta kalanlardan bir gireyim.

Müşteri: Oh my god!!! İnanılmaaaz…

Falcı iç ses: Tahminimden daha kolay yakaladım, saf galiba. Aferin Mizot. Devam. Uzak yoldan devam et.

 

Falcı: Uzaktan alacağınız habere şaşıracaksınız ve aslında mutlu olmalısınız çünkü güzel haberler gelecek. Çocuğunuz var sanıyorum değil mi?

Falcı iç ses: Az önce çocuklardan bahsediyordu bu. Çocuğu olduğunu anladık..

Müşteri: Evettt var uzakta, İngiltere’de yaşıyor. Gerçekten herşeyi biliyorsun inanamıyorum!!!

Falcı iç ses: Bu kadar sevindiğine göre ben bu kızın aşk hayatına bir gireyim. Evlilikten konu açmadan gireyim nasılsa dökülür bu saf şimdi. Ona göre yönleniriz.

Falcı: Çok mutlu kızınız. Harika biriyle beraber. Sanki uzakta olduğu için biraz telaş ediyorsunuz, sanki sıkıntısı var da size söylemiyor diye düşünüyorsunuz ama  sakın telaş etmeyin, gerçekten mutlu. Aklınızın takılmasına gerek yok:)

Müşteri: ……(sessizlik)

Falcı iç ses: Niye tepki vermiyo la bu kadın.?? Tezahurat isterim. O kadar heyecanla anlattım.

Müşteri: ….hıçkırık.

Falcı iç ses: Ağlıyor galiba.Noluyo be!!!eyvahlar olsun….şimdiii  sı…tık…Bu sefer kesin kovuldum ben ..Hay anasını noldu be…Ne dedim şimdi!!!

Müşteri: Hala beraberler değil mi!! Biliyordum.. Biliyordum!!!O çocuktan ayrıldığını söylemişti!!!! Yalancı!

Falcı panik haliyle: Hayır hayır lütfen…bu fal sadece doğru çıkacak diye bir şey yok. Bunlar sadece benzettiğimiz şeyler. Doğru olacak diye bir şey yok. Allahım!!!!! Zaten aslında bu günah!!! Buna benim bakmamam lazım!! Ben Müslümanım!!!

Müşteri: Hıçkırık..

Falcı Türkçe: Babaaaaa!!!Kovulursam suçlusu sensiiiiin!!!!!!!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.