Hayaller ve Gerçekler

IMG-20151120-WA0020

Deniz 3 aylıkken işe döndüğümde biraz karmaşıktı duygularım. Ama bir yandan işe gitmek güzeldi, hani işimi de çok seviyordum bakma. Zaman geçip velet büyümeye başlayınca olaylar garip bir zincir halinde aleyhime dönmeye başladı.

Anneanne bizimle olunca gözüm arkada değildi ohh misti, bakıcısı da gözü gibi bakıyordu ve ben gayet rahattım. Rahatlık bana ne zaman batmaya başladı diye soracaksın, hemen cevaplayayım! Anneannesine anne, bakıcısına ve bana abla demeye başlayınca o rahat bana nasıl battı biliyor musun? Anlatmak zor. Annemi kıskanmak adlı bir film çekerim bu olay üstüne.

Eve geliyorum, adam beni görünce öfff bu mu geldi gibi bakıp, koca bezli kıçını dönüp gidiyordu. Sabahları uyandığında da beni göremediğinden, akşam 3 saatlik bir görüşme sonucunda adam beni ablalığa layık görmüştü. Kılıçlar çekildi, anne demesi için görüştüğümüz o 3 saatte çocuğun bilinçaltına girmeye çalıştım. Her akşam milyon kez anne çalışmaları sonucunda yine üstten üstten bakıp bana abla demeye devam etti eşşoooleşek.

Ve işten ayrılmak durumunda kalınca, ta ta ta taaaam yapamadığım her şeyi yapacaktım. Kucağımda pış pışlayabilecektim, gündüz parklara götürebilecektim, anne diyecekti, dünyası ben olacaktım. Herkesi silecektim. Deniz gel, dediğimde bir tek bana gelecekti veee işteee buuuu! Zafer benim ve onun ANNESİ BENİMMMM! diyecektim.

Aklıma s..ayım.

Yaklaşık bir aydır çalışmıyorum.

Sonuç ne mi?

İstediğim her şey.

IMG-20151120-WA0030

Kucağımda pışpışlamadan uyumayan bir çocuk. Hatta kucağımda kesinlikle bitmeyecek bir pışpıştan bahsediyoruz çünkü yatağına yatırdığım an kıyamet kopuyor ve ben sabaha kadar oturarak Denizi hem sallayıp hem uyumaya çalışıyorum. Oturur vaziyette durmam gerekiyor paşam uyurken, yoksa uyanıp bana dagıl dugu bir şeyler söylüyor, öyle pek kibarca da değil.

Dışarı mı çıkacağım? Tek başıma mı? Kafayı yedin herhalde, onu bırakıp nereye gidiyorum?

Anne diyor. Hem de tuvalete girdiğimde, kapıyı her yumruklayışında… anne anne anne anne anne anne anne….çıkana kadar.

Bir tek benim kucağımda olmak istiyor. Belin ağrıdığında ve anneannesi almak istediğinde gitmiyor. Bakıcıya vermek istediğimde bana gelmek için ağlıyor. Bel fıtığım var ve kuyruk sokumumda bir kırık var demiş miydim?

Hayallerim birer birer gerçek oluyor.

Her gün başka bir parka gidiyoruz, aynı parka gittiğinde sıkılıyor (yalan olmasın ben sıkılıyor da olabilirim aynı yerden :)) Nerede su gideri varsa hepsine elini sokmaya çalışıyor. Köpek ve kedilere korkusuzca koşarken, annesi hayvan korkusunu kendisine geçirmemek için neler çekiyor bilmiyor. En büyük fobim örümcek ve küçük olan her türlü böcek! Deniz küçük böcükleri gördüğünde büyük bir sevinç içerisinde tutup bana getirmeye çalışırken, yüzümden korkuyu silmek için ne çabalıyorum ah bir bilsen. Ben örümcek gördüğümde vücudumun sağ tarafı uyuşur ve kıpırdayamam. O halde onu kucağıma nasıl alacağım diye düşünebiliyorum. Demek ki beyin uyuşmuyor vay anasını! Topallaya topallaya aklımdan o örümceğin tipini silmeye çalışıyorum ki kendime geleyim. O kadar da kolay değil hani öyle yürümek dostum!

Kedilere bayılıyor, kedii geeel Deniz seni sevsin diyorum. Kedi geliyor ama bana geliyor o kedi denen. Bense bir robota bağlıyorum ve dokunamamaca başlıyor. Deniz sevecek seni kediciiik ben değil demek istiyorum ama Deniz’in daha önce civciv gırtlakladığı geliyor aklıma, tırsıyorum. Kediyi de öyle severse başımız belaya girer diye el atmak durumunda kalıyorum.

Evet zafer benim. Allah’ım bir daha senden bir şey isterken adam gibi isteyeceğime ve detay vereceğime yemin ederim. Amin.

IMG-20151120-WA0002

 

2 Comments

  1. mizyal super yazıyosun
    bayılıyorum maceralarınıza :)))
    sevgiler
    sibel

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.