Chavez..

unt

Hugo Chavez’in ölümü ile birlikte içimde bir karmaşa başladı. Benim de  kullandığım bazı sosyal paylaşım ağlarında Türk arkadaşlarımın çoğunun birer “Chavista” olduğunu hayretle farketmiş bulunurken, tüm Venezuela’lı arkadaşlarımın “umut doğdu ülkemize” başlıkları ile Chavez karşıtlığını tekrar görmüş oldum.

 Özellikle Türkiye’de bulunan arkadaş ve akraba grubumda yaygın olan Chavez hayranlığı doğrultusunda, tüm Venezuela’lı arkadaşlarıma bir mesaj yazdım ve bir ufak ricada bulundum. Hepsinden Chavez ile ilgili duygu ve düşüncelerini, kendi döneminde yaptıklarını ve bu değişikliklerin hayatlarını nasıl etkilediğini sordum. Hala cevaplar gelmeye devam ederken, şu ana kadar elime geçenlerden bazılarını isimlerini vermememi rica ettiklerinden saklı tutarak yazacağım. Her ne kadar Türkçe yazsam da, bir problem yaratmayacağını bilsem de  rica ettiler, uygulayacağız.

 Venezuela’ya 5 kez gitmiş oluşum ve ömrü hayatım boyunca bayrağını taşıdığım yegane yabancı ülke olan Venezuela’ya duygularım yıllar geçse bile hala aynı fanatiklikte devam ediyor. Bir şeyi unutmamak lazım, Venezuela’yı sevmek Chavez’i sevmek değildir. Çok çok takdir ettiğim, kardeşim gibi gördüğüm Venezuela’lı arkadaşlarımın sayesinde onların o güçlü milli duygularına ben de kapıldım.

 Diktatörlerin devrimci sanıldığı bir dünyadayız. Chavez acaba dışarıdan görüldüğü gibi biri mi?. Hani sıkça rastladığımız bir haber var özellikle Facebook’ta, Chavez sırılsıklam kalmış ama halka konuşma yapmayı sürdürüyor ve yorumlar birikiyor ardı ardına işte halkına saygısı olan adam! Gerçekte de öyle mi? Aynı Chavez, silah taşıma yetkisi olmayan askerine halk üzerine ateş aç emri vermemiş miydi 2002 yılında?  Sıkıysa greve gidin, bunun sonucu darbe suçlaması olacak, kendisini öldürmek isteyen bir grup olarak ilan edileceksiniz. Bize de benziyor değil mi, eleştirirsen- darbecisin. Darbeyi düşünmekte bir suçtur ve sen aslında bir terör örgütünün başısındır. Hoooop hapis ve bitmek bilmeyen dava süreçleri. Bize çok yabancı olmayan şeyler Venezuela’da da yaşandı, orada sadece bir sosyalizm süsü vardı.  Eleştiriyi kaldıramayan bünye şiddete ve hakarete uzanıyor, hangi ülkede olursan ol, her yerde karşılaşıyoruz bu tip durumlarla demek oluyor bu.  Chavez’i kendi halkından dinleyelim bakalım birazda.

Ben ne desem boş. Konuştukça beni emperyalistlikle itham edebilirsiniz. Hayır, değilim, hiçbir zaman olmadım. Ama biliyoruz ki sosyalizm süsü verilmiş diktatörlükler de can yakar. Diktatörler her zaman can yakar.

 İlk gelen cevaplardan birisi:

“Chavez’i sevmezdim ama öldüğü için de  mutlu değilim. Şu an Venezuela’nın geleceği için  içimde yeniden umut var. Chavez, halka değer verilmesi gerektiği ve her şeyin onlar için olduğu fikrini dünyaya tekrar hatırlattı. Bu dışarıdan çok güzel görünse de Venezuela’da gerçekte durum böyle değildi. Gerçek şuydu: Venezuela’da suç oranı hiç olmadığı kadar arttı, özellikle devlet hastanelerinde durum kabus gibi. Şu an ülkenin durumu Chavez’in başa geldiği günden kat kat daha kötü. Ancak, en kötüsü bu da değil. En kötüsü, ona karşı bir fikir beyan eden herkese hakaret ve küfre varan söylemleri oldu. Onu sevmeyen herkes hapisle tanıştı. Tüm Venezuela’lıları şiddete yöneltti, ayrımcılığı körükledi ve kendisini durdurabilecek hiçbir merci kalmadı.”

 Suç oranına değinmişken, Venezuela, Latin Amerika’da ki en tehlikeli ülkelerden biri ünvanını kazandı bu son 10 yılda. Savaş olmamasına rağmen, sokakta yürümek bile tehlikeli.

 Örnek verelim, 2006 ve 2007 yılları arasında 5 kez gittiğim Caracas’ta şehir merkezine gidemedim. Bir turist için fazlasıyla tehlikeli olduğu için ilk dört seferimde arkadaşlarımın uyarısıyla hep farklı ve daha turistik yerlere gittik, genelde onlar nereye ben orayaydık.  Beşinci ve son gidişimde arkadaşımın anneannesinin (eski topraklar her zaman cesur olmuştur), Bolivar’ın evine gidip gitmediğimi sorması üzerine çok tehlikeli olduğundan götürülmediğimi öğrendiği an beni gizlice evden kaçırarak, tüm Caracas şehir merkezini gezmeye gittik. Caracas’ta bulunan camii’ye bile gittik. Tabii ki, yanıma fotoğraf makinası, para veya pasaport aldırtmadı. İngilizce konuşmamamı tembih etti. Tüm gezi boyunca İspanyolca konuşmam şarttı. Arkadaşlarımızdan biri o günlerde kaçırılmıştı. Venezuela’da o zamanlar hızla artan kaçırılma (express kidnapping) olayları başlamıştı. O günlerde, Venezuela’da yeni bir düzenleme yapılmıştı. Hiç kimse ATM’lerden belli bir miktar Bolivar’ın üzerinde  para çekemezdi. Bu yüzden bir adamı kaçırırlar, tüm parasını çekene kadar tüm ATM’leri dolaştırırlar ve ormanın bir yerine atıp giderlerdi. Arkadaşımızın başına gelen de buydu. Aşağılamalar, gördüğü şiddet ve bu korku ile insanların kimseye güveni kalmamıştı. Yolda giderken kimse arabasının camını indirip adres soramazdı, çünkü her an silahlı biri yanlarına yanaşabilirdi. Herkesin bir kaçırılma ya da kaçış hikayesi vardı.

 Chavez bunları görmezden geldi, Kolombiya gerillalarına silah ve para yardımı yapmaya devam etti. Kolombiya gerillaları uyuşturucu ticaretini artık Venezuela topraklarında devam ettiriyordu. Halkının gözbebeği imajı verilen Chavez’in suç oranını azaltabilmek için yaptığı bir şey yoktu. Halkın %50’ si ona karşı olmasına rağmen sanki %100 ‘lük bir oy oranı varmış gibi gösteriliyor her yerde.

Hayır, sokakta bile yürüyebilme özgürlüğü ellerinden alınmış insanlardı artık Venezuela’lılar. Böylece Chavez halkı ikiye böldü, Chavista’lar ve ona karşı olanlar. Karşı cephenin çok bir şansı yoktu, genelde hapse atıldılar, susturuldular. Kanunları isteklerine göre değiştirip, diledikleri gibi oynadılar.

 Gelelim, 2006 yılında düğününe katıldığım, diğer arkadaşımın yorumuna:

Chavez’in neden seçildiği ve seçilmeye devam ettiğinin tek bir sebebi var, tüm söylemleri fakirlere yönelikti ve onlara sahip olduklarından  fazlasını verdi. Ne kadar fazla verdi orası bir komedi. Tüm propagandasını onları kullanarak yaptı. Chavez’in Sosyalizm’e tüm kalbiyle inandığını hissediyordum önceleri, ancak yanlış politikalarıyla 14 yılda o kadar kötü şeyler yaptı ki, geriye sosyalizm diye bağıran bir diktatör çıktı.  Chavez petrol’den gelen parayı o kadar kötü bir şekilde yönetmeseydi, ülkem bu kadar çok borç altında olmazdı. O kadar agresif ve nefret dolu hareketleri oldu ki  ülkemiz bir korku imparatorluğuna dönüştü. Fakirlik iyice arttı, fakirlik arttıkça suç oranı arttı. Anayasayı istedikleri gibi değiştirdiler. Değiştirdikleri anayasayı bile çiğnediler.. Hükümette, ne kadar profesyonellikten uzak, fırsatçı, hiçbir suçları cezalandırılamayan insan varsa hepsini bir araya getirdi. Chavista olmaları yeterliydi. Suç oranının bu kadar fazlalaşması ve insanların güvenliğinden şüphe etmesi yüzünden bir çok Venezuela’lı ülkeyi terk etti. Ben de onlardan biriyim. 4 yıldır Panama’da yaşıyorum. Çocuklarımız için daha güvenli ve iyi bir hayat istedik.

Hastanelerde erzak yok, durum içler acısı. Sokaklarda yürümek imkansız, Süt, mısır unu, şeker bulunmuyor. Petrol zengini bir ülke nasıl olurda süt, şeker, un bulamaz?? Ülke ikiye bölündü, nefret arttı. Bu da dilinden düşmeyen  Sosyalizm hayalindeki iyi şeyleri maalesef yerle bir etti. Hiçbir şey uzaktan göründüğü gibi değildi..

 Gelelim biraz benim deneyimlerime. Venezuela’da bir Pazar günü televizyonu açtığımda her kanalda Chavez’i görmeye başladım. Her yerde aynı program vardı. O sırada anlattılar hemen, meğer Pazar günleri Chavez’in, ne kadar süreceği kendine bağlı olan ama en azından 5 – 6 saat süren ve bizdeki ulusa sesleniş mantığında olan bir programı olurmuş. Önce hoşuma gitti çünkü halkın arasına karışıyordu. Ne de olsa ben de Chavez’i o yıllarda takip etmeye başlamıştım. Ancak saatler geçtikçe biraz çaresizleştim. Bütün bir gün boyunca onu izlemek zorunda kalacaktım. Bu arada ondan sıkılıp radyo açmaya mı çalıştınız?. Boşa uğraşmayın çünkü orada da Chavez’i dinleyeceksiniz. Özel televizyon kanallarını teker teker kapattıran Chavez, eleştiriye tahammülü olmayan bir karakteri olduğunu kısa sürede herkese gösterdi. Bizim dışarıdan sadece Amerika’ya karşı sert eleştirilerini ve hakaretlerini gördüğümüz Chavez’in tavrı kendi muhalefetine ve kendisine karşı mitinglerde birleşmeye çalışan halkına karşıda aynı uslüpla devam ediyordu. Peki Venezuela’lıların da mı kendisine karşı eleştiri yöneltme hakkı bulunmuyordu? Neden çoğu gazeteci ve politikacının hapiste olduğuna dair bir fikriniz var mı? Çünkü karşı çıktılar.. Hiç kimse ondan daha güçlü değildi olamazdı. Hasta yatağında bile onun bir fikrine karşı gelmiş olan Yüksek Adalet Divanı Başkanı’nı anında gönderivermişti. Hop, bizimle değilsin artık denmişti..

İşte bu programlardan birinde değiştirmişti Venezuela bayrağını. Yıl 2006, ben de o sıralar devamlı Venezuela’ya arkadaş ziyaretlerine gidiyordum. Bu olayı duyduğum an anladım aslında durumun vehametini. Olay yine bu programlardan birinde konuşurken bayraktaki at figürünün sağa baktığını farkederek bu büyüklerimizin yaptığı bir hata olmalı, farketmeden yapılmıştır diyerek geçiştirmesi ile ilk sinyaller verilmiş aslında. Daha sonra 8. bölge olan Guayana’yı temsilen bayraklarına 1 yıldız daha eklemeye karar verdi. Ancak bu tek değişiklik değildi, at sola bakacaktı. Özgürlük timsali olan o at SOL’ a bakacak! Dedi ve yaptı. Büyük tepki o zaman başladı. Başa geldiği andan itibaren Anayasa’yı değiştirmeyi aklına koymuştu ancak o anayasa’da en çok direttiği konulardan biri de ülkenin ismiydi.  Önce ülkenin ismini değiştirerek, tüm pasaport ve resmi evrakların değişmesine sebep olan Chavez zaten ülkeye büyük bir masraf bindirmişti. Bu değişiklik ise yine ülkenin fuzuli bir harcama yapmasına sebep olacaktı. Ama kimse önünde duramadı. Anayasayla oyuncak gibi oynayabiliyorlardı, ne de olsa parlemento onun hükümeti tarafından yönetiliyordu. Muhalefetin söz hakkı yoktu. Bir şeyi daha atlamayalım %51 ile başa gelen Chavez, ülkenin geri kalan yarı nüfusunu görmezden geliyordu. Aynı eleştiriyi biz Türkiye’de yapmıyor muyuz?. Herkes birbirine sormuyor mu, her iki kişiden biri AKP’ye oy vermiş, ben vermedim sen vermedin bu nasıl şey? Venezuela  ikiye ayrıldı. Chavista’lar ve karşıtları. Oran büyük neredeyse yarı yarıya. Bu seçimlerde yine aynı bizde olduğu gibi şaibeli oylar tabii ki vardır. En son 2007’de bir arkadaşımın düğünü için gittiğim Caracas’ın ismini değiştirmeye kalkmış ancak onu başaramamıştı.

Gelelim başka bir arkadaşımın olaylara bakışına;

“Öncelikle bu soruyu sorduğun için teşekkür ederim. Evet, biliyoruz ki Chavez’in büyük bir desteği var. Ancak önce ben Chavez’in doğru yaptığı şeyleri anlatmak istiyorum.

Chavez, Latin Amerika gündemine unutulmuş olan olguları tekrar getirdi. Fakir halkı ayrımcılığa karşı ve sosyal eşitsizliğe karşı hareket ettirmeye başladı. Bu yıllardır Latin Amerika gündeminde gelmemişti. Onların ruhlarına dokundu. Böylelikle herkesin içinde bir umut ışığı oluşmuştu. Milli duyguları çok yüksek olan Venezuela halkına eşitliği, haksızlıkların giderilmesi gerektiği propagandası ile kendine inandırdı. O sırada hepimiz onu destekledik. Milli bayrağı kıyafetlere soktu, bayrağın önemini vurguladı, konuşmalarında hep bir milli kahramanın sözünü aktardı, hep onlardan alıntılar yapardı, Bolivar zaten başlı başına bir kurtarıcı modelimizdi, o hep vardı ama konuşmalarında Venezuela halkını derinden etkileyecek şeyleri hep bulurdu. Onun mesajinı tüm ülke sahiplendi, halk ve bir takım sendikalardan da destek almaya başlayınca diğer Latin Amerika ülkeleri’de yavaş yavaş sol’a kaydı:  Arjantin, Peru, Bolivya, Uruguay, Nikaragua, Ekvator. Herkes kaşlarını havaya kaldırıyor şimdi öyle değil mi? Hayranlık başladı, tahmin edebiliyorum. Onun sosyal misyonları binlerce kişiye yardım edebildi. Bu misyonlar ile birlikte çok büyük sayıda bir kitleden desteğe ulaştı ve bu destek onun 15 seçimi kazanmasına yol açtı. İşte bu insanlar ona güle güle diyebilmek için uzun kuyruklar oluşturdu.

 Peki neyi yanlış yaptı?

 Venezuela halkı duygusal bir yapıya sahiptir. Bugüne kadar aile içerisinde kavgalar hep beyzbol yüzünden çıkardı. (Venezuela’da kadın erkek hiç farketmez herkes beyzbol hastasıdır ve bizim Galatasaray – Fenerbahçemiz gibi onlarında Leones ve Magallena’sı vardır) ama artık Chavista’lar ve karşıtları olarak aile içinde bile kopmalar başladı. Bu kadar sert politikalar ve söylemlerle, kendini eleştirenleri düşman ederek, sosyal bir parçalanma yaşadık.

Diğer yandan, Chavez ekonomik olarak büyük bir kaos yarattı.  Gündemi her daim politikti ve ekonomiyi de siyasi fikirlerin gerçekleşmesi için kitabına uygun olarak götürmeyi istedi.

 Ekonomi’ye politik adımlarını yansıttı ve o başa geldiğinde 10 dolar olan petrol varili, öldüğünde 110 dolara fırlamıştı. Dünya’nın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan bir ülke de bunun ne kadar garip olduğunu tahmin edebilirsiniz. Siyasi durumda ne kadar sıkıntı yaşıyorsak, ekonomi de de bu sıkıntıları yaşıyorduk. Çoğu besin maddesi ithal edilmeye başlandı çünkü tüm fiyatlar devlet kontrolündeydi ve çoğu firma kapandı. Binlerce kurumun Chavez’in emri ile millileştirilmesinden sonra Venezuela’da işsizlik oranı tavan yaptı. Neoliberal kapitalizm kavramını düşman ilan etti ama petrol’ün %25’ini Amerika’ya ihraç etti. Kendine karşı gelenleri darbecilikle suçladı ama kendisi 2 kez darbe yapmaya kalkışmış ve ikisinde de başarısız olmuştu ve arkasında yüzlerce masum ölü bırakmıştı. Kendi televizyon programında hep insanları duyduğu sevgiden ve sevmek gerektiğinden bahsederdi ama yine aynı programda kendisine karşı gösteri yapan öğrencilere küfürler yağdırdı. Askere, kendisine karşı gösteri yapan halkın üzerine ateş açılması için emir verdi. Kardinalin ölümünden sonra aşağılayıcı konuşmalar yaptı. Bir dava kendisinin aleyhinde sonuçlandığında o hakime “Bok” diyebilecek kadar açık sözlü idi. “Vatan, Sosyalizm ya da Ölüm” sloganını ortaya attıktan sonra geri adım atmaya çalıştı ama çok geçti. Venezuela ikiye bölünmüştü bir kere.

Venezuela’da Chavez dönemi, Avrupa’nın Ortaçağı olarak hatırlanacaktır. Gelişmiş bir ülke olabilme şansımızı 50 yıl geriye götürdü. Ülke için yeni bir sayfa açılıyor, evet kapıda başka sahte Bolivar’lar bekliyor biliyoruz, ama umutluyuz…”

  Siyasi bir ideolojiye ulaşmadan önce daha farklı problemleri ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyorum. Umuyorum, Venezuela’yı bir kez daha ziyaret şansım olursa, bu sefer rahat rahat sokaklarda yürüyebileceğimiz, eskisi gibi un, şeker ve süt bulabileceğimiz bir ortama sahip olurlar. Eğer, tüm sevdiğim Venezuela’lı  arkadaşlarım tekrar ülkelerine geri dönerlerse tabii.

Venezuela halkı her şeyin en iyisine layık, tıpkı bizler gibi..Neyse bunlar da benim ve Venezuela’lı arkadaşlarımın fikirleriydi..Bir halk ikiye bölünmüş. Bir de bu gözle bakın. Sonra neye inanırsanız inanın.

Saygılar,

 Viva Venezuela!

4 Comments

  1. Volkan Koc |

    Acikcasi ben de Turkiye’deki Chavez sevgisini onceleri cok anlayamamistim ama dusundukce bazi cikarimlar yaptim kendimce. Sanirim “davulun sesi uzaktan hos geliyor” ve her zamanki gibi careyi “bir kurtarici”da bulmak istiyoruz. Kendimiz fark yaratmak, ornek olmak, katilmak pek istemiyoruz.

    Ozellikle olumunden sonra ben de Chavez ve Venezuela ilgili bir kac farkli yorum okumustum ve belki de bazi gerceklerin, senin de yazinda belirttigin gibi, pek de parlak olmadigini, biraz da hayretle, gormustum. Oysa ki Venezuela’da her sey yolunda ve herkes cok mutlu gibi bir hava verilmisti her zaman. Ben yine de Chavez’in, butun yanlislarina ragmen, ulkesine ozellikle ideolojik olarak cok seyler kattigini dusuyorum ve umarim simdi Venezuela halki simdi dogru secimleri yapar ve hakedildikleri bir gelecege dogru ilerlerler.

    Bir kez daha cok acik olarak goruyoruz ki, elestirinin ve dusunmenin, tesvik edilmeyi birak, bastirildigi her ortamda, (aile, gruplar, toplum vs.) sonuc uzun vadede hic bir zaman olumlu olmuyor.

    Arastirmalarin, ilgin, emegin ve paylastigin icin cok tesekkurler.

    Saygilar

    Volkan Koc

    • Volkan bey, zaman ayirip okudugunuz ve bu guzel yorumu yazdiginiz icin tesekkur ederim.
      Saygilar,
      Mizyal

      • mrb ben margarita adasina gidip orada yasamak istiyorum oranin insanlarini, konut ve gida madeleri fiyatlari hakkinda beni bilgilendirirseniz cok sevinirim. simdiden cok cok tsk ler. ayrica bende sizin gibi venezuella hayraniyim ve venezuella hakkindaki yazilarinizi dikkatli seklide okudum, evet cavez hakkindaki yaziniza tam olarak katilmadigimi belirtmeliyim,
        oraya yerlesmek icin ne yapilmasi gerekiyor. tekrar tsk ler.

  2. İbrahim Kurtoğlu |

    Şu an Venezuela’da çalışan bir Türk olarak benim de Chavez ve onun ardılı hakkındaki düşüncelerim pek olumlu değil, ülkede yaşanan bir kaos var, devlet eliyle yaratılmış bir karaborsa cenneti var (resmi kura göre 1 dolar 7 Bolivar, karaborsada 75 Bolivar, ithal edilen mallar resmi kur üzerinden dağıtıcılara veriliyor ve onlar da karaborsa kurundan son alıcıya ulaştırıyor), insanlar ortalama günlük 3 dolara çalışıyor, kızların hamile kalma yaşı 15 civarlarında (genelleme yapacak kadar Venezuela bilgisine sahip değilim ama yaşadığım yerde öyle), fuhuş çok fazla, güvenlik yok, kaldığım şantiye binası ile yemekhane arası yaklaşık 300 metre ve o yolu hava karardıktan sonra tek başına yürümeye cesaret edemiyorum (motosikletli çete üyeleri tarafından soyulma hatta yaralanma veya ölme riski çok fazla, 4 aydır buradayım bu süre içinde şantiye çevresinde 6 yerel cinayet vakası yaşandı, Türk işçilerden birisi bıçakla yaralandı, gasp edilen telefon ve paraları saymıyorum bile), bu kadar petrol geliri olan bir ülkede sosyalizm adı altında; gelişmenin önünü açmak yerine, herkesin fakirlikte eşit olmasına çalışılıyor, hesapta Amerika karşıtılar ama bütün ürünler Amerika menşeli (Pepsi Co veya Coca Cola Company), süt, un, şampuan ve tıraş bıçağını bulabilmeniz mucize (şantiyemizin çaycısı kadın kek yapıp satıyor ama haftada bir gün yapabiliyor, niçin diğer günler de yapmıyorsun sorusuna; un bulabilirsem her gün yapabilirim diyor, unun kotası var), dışarıdan gelen birisi için hayat çok çok ucuz, benzin çok çok ucuz,(ortalama 50 litre benzinin fiyatı Türk lirası olarak 20-30 kuruş arası 1 lira bile değil) çok iyi diyebilirsiniz belki ama, 30-40 yaşında, miadını doldurmuş benzin canavarı hurdalar ortalığı kaplamış durumda, şu an çalıştığımız projede devlet fakirler için ev yaptırıyor ama aslında yaptığı suç bölgeleri oluşturmak, su kıtasında su bulmak büyük sorun (Caracas da dahi evlere günde 1-2 saat veriliyor), burada birlikte çalıştığımız yerel mühendisler de bu sistemden yaka silkiyor, Chavez’e kadar iş bilen insanlar tarafından yönetilmeye çalışılan ülke; o insanların ülkeyi terk etmesinden sonra Chavistler tarafından yönetilmeye başlandı (liyakat gitti yandaşlık kaldı) sözleri ile durumu özetliyorlar aslında, bir de dünyanın en tehlikeli şehirlerini Google’da arattığınızda karşınıza 3. şehir olarak Caracas çıkıyor, arkadaşınız durumu güzel özetlemiş aslında Chavez’den sonra bu ülke 50 yıl kadar geriye gitmiş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.