CSI Asmalı Konak

fotoğraf urg

Beceriksiz Hafiyeler İş Başında

Bu anımızın kahramanları:

 Mizyal, Elif ve Menderes Samancılar’dır.

 Ben bir ünlü ile tanışırımda olaylar normal seyrinde gider mi? Başıma gelen hangi olay normal bitmiştir ki bu bitsindir…

Yıllar yıllar önceydi, Asmalı Konak reyting rekorları kırıyor, Salı akşamları hepimiz televizyona kilitleniyorduk. O günlerden birinde okul Asmalı Konak Gezisi yapmaya karar verdi. Evet, Peri Bacaları yoktu artık, Asmalı Konak vardı.! Hayat, Özcan Deniz ve Nurgül Yeşilçay’dı ve diziyi izlerken bir çok kez acıyı hissedemiyorum susuuuun diyee bağırıp, etrafımdakileri susturduğum olurdu. Bizsiz bu gezi olamayacağından atladık gittik oralara. Vardık otele ama devamlı gülünecek bir şey vardı ve biz biraz arkada kalmıştık.

Neyse, biz kakara kikiri yaparken tüm otobüs odalarını seçmiş ve yerleşmişti, sona kalan dona kalır sözünü tescillercesine yaşadığımız olaylar zinciri ise işte o an başlamıştı. Elif’le beraber resepsiyona doğru gittiğimizde bir çiftin daha oda beklediğini görünce, yüzsüz resepsiyonisti aldı bir gülme. Kaldırdı o 5 kiloluk terazi ağırlığı misalı anahtarı ve sallamaya başladı, HAYDİ BAKALIIIM, KİM KAPIYOR SON ODAYIII???

Ruhumuzda hafif bir çingenelik varmış gibi görünse de ikimiz de aslen bir hayli eziğizdir ama şanslı olduğumuzu da saklayamam. Yanımızda bulunan asilzade çiçeği burnunda sevgililer, romantizmden sıyrılıp özlerine dönünce olan oldu. Göz açıp kapayıncaya kadar anahtarı kapmışlardı.

Ağır çekim olsada bizim surat ifadelerimiz bir görüntülense diyorum başka da bir şey diyemiyorum. Biz kalakaldık ortada.

Otelin dışında bir depoları varmış, bize de onu önerdiler. Utanmadan depoyu gösterirlerken, neredeyse tamam olur diyecektik ki, kendimize geldik. Ulan ben bunun parasını verdim, depoda niyeee yatıyorum beeen!!!!!! Diye cıngar çıkarınca işler değişti. Hemen başka bir otele gönderildik. Nasıl bir felaketler silsilesiyle  karşılaşacağımızı dehşet içerisinde beklerken, bir anda şansın döndüğünü farkettik. Otel, muhteşemdi ve odamız Asmalı Konağın giriş kapısına bakıyordu.!!!! Ağlamak istiyordum sayın seyirciler!!!! Her an Özcan çıkabilirdi, içerde çekimler vardı, ışıklar yanıyordu, heyecan doruktaydı!

Arkadaşlarımız diğer otelde kalmıştı. Buluşalım diye arıyorlardı. Tamam dedik, buluşalım. Ama önce yapmamız gereken bir şey vardı.

Bu işi kalabalık arkadaş grubu ile yaparsak başarısız olurduk, o yüzden planımızı gizli, çevik ve atletik bir şekilde uygulamamız gerekiyordu. Asmalı Konak ekibinin hangi otelde kaldığını yeni otelin resepsiyonunda kurduğumuz sıcak muhabbet ile öğrenmiştik!! Bu bir mucize idi, Aman Tanrım’dı, Oh My God’dı!!!!Seymen Ağa’ya bir adım daha yaklaşmıştık!!

Telefonlarımız zırıl zırıl çalmaya başlamıştı, arkadaşlar nerede olduğumuzu soruyorlar, ben yalan söylemeyi beceremediğimden ve yalan söylediğimi anında anlayacak arkadaşlarımız olduğundan telefonlara Elif cevap veriyordu.

Canım, Mizyal’in midesi biraz kötü. Tuvaletten çıksın gelicez.

Ben de alttan alta Elif’i dürtüyorum, doğru dürüst bir şey bulsana salak!! Sabahtan beri bir şeyim yoktu ne alaka şimdi mide yaaa!!!

Aman ne bilim be aklıma bi bu geldi, akşama kadar bok gibi yedin durdun zaten!

Ha evet olabilir doğru. Ama birazdan akşam yemeği yicez be! Onu nasıl kıvırıcaz.

-Merak etme senden şüphelenmezler, açlıktan öleceğine mide ağrısından ölürsün sen:)))

Aman ne komik!

Dırdır yapa yapa dizi ekibinin oteline kadar yürüdük. Elimizde bir pembe şemsiye, cebimizde ise sadece bir çay parası vardı.

Otele ya almazlarsa diye panik yaparken, asil davranmaya karar verdik. Emin adımlarla içeriye girersek, bizim ünlü avcısı aptal hayranlar olduğumuzu anlamazlardı. Garson karşıladı bizi. Elif’in altında pembe bir pantolon, ben deseniz derbeder bir haldeydim. Islanmıştık. Ne alırsınız diyen garsona, yiğitliğe bok sürdürmeyen tavrımızla ya da param yok ama gururum var misali bakışlar atarak, 2 çay söyledik.

Gururumuzu ayaklar altına aldırmayacaktık, kararlıydık. Garson beyciğimiz, bardak mı, fincan mı diye sorduğunda tüm tribal enfeksiyonlu halimizle, FİNCAN dedik.

İşte zenginlik buydu! Ne sandındı yaaa! Şimdinin fiyatıyla tanesi 7 liraya 2 fincan çay içince insan kendini zengin hissediyor..Neyse aldık çayımızı, yavaş yavaş yudumlarken, etrafı kolaçan ediyorduk. Kimsecikler yoktu etrafta. Tam ümidimizi kaybetmiştik ki, asansörden oyuncular inmeye başladı. Allah!! Seymen Ağa neredeydi ki!!!

İsmini bilmediğim ama dizide gördüğümüz herkes yavaş yavaş gelmeye başladı. Ama havamız kimeydi? Bir arkadaşı bekliyor imajı çiziyorduk zaten biz. Bu çizginin dışına çıkmanın bir manası yoktu. 5 dakika sonra Menderes Samancılar içeri girdi ve olayların seyri bir hayli değişti.  Menderes Samancılar yoğun iş temposunu ticarete dökmeyi tercih etmiş, orada bir cafe açmış, tüm oyuncuları da oraya çağırıyordu, haydiii gidelimmm benim mekanaa, durmayalım burda diyordu ki, gözüne bizim kaçamak bakışlarımız ilişti. Acemi hafiyeler, ellerinde çay bardakları, içmeye korktukları pahalı çaya dudak değdirip uzun oturalım diye içmezken, gözlerimizi Menderes Bey’den kaçırmaya çalışıyor ama acemilik bu ya, beceremiyorduk. Nitekim, yakalandık. Menderes bey yanımıza geldi:

–          Kızlar merhaba, otelde mi kalıyorsunuz??

Kızlar fena durumdaydı, aynı anda konuşursak sıkıntı olurdu ama birimizin cevap vermesi gerekiyordu. Hay Allah’tı, fena çuvalladıktı. Aynı anda verilen bir cevapla, yerin tam diplerine doğru bir yolculuğa çıkmıştık:

            Ben: -Evet. diye haykırsam da, Elif aynı anda gür sesiyle ortalığı inletti –HAYIR!

İlk defa bir ünlüyle karşılaşmanın verdiği mallık mıdır bilinmez. Genel anlamda, her olayda bir çuval inciri berbat etmemizle mi alakalıdır, o hiç bilinmez. Ne derseniz diyin, durumu kurtarmak için birimizin konuşması diğerinin ise susması gerekiyordu!. Ama ne mümkün!!Durumu düzeltmemiz lazımdı, konuşma burada kesilip, karşı tarafın soru sormasına imkan verilmemeliydi: ATIL KURT!:

 –          Arkadaşı bekliyoruz!

–          Turistiz!

Adamcağız bizim şizofren olabilme ihtimalimize karşı kısa kesmeyi tercih etti ve sadede geldi.

– Buraya 5 dakika mesafede bizim setin hemen yanında bir cafem var, oraya gidiyoruz, sizde dilerseniz buyrun gelin, başımızın üstüne yeriniz var.

Ben daha kendini ağırdan satan halimle –Teşekkürler, bakarız. Diyerek geçiştirmiştim ancak Elif durumu kurtardı

-Çok sağolun çok naziksiniz, pardon tam olarak neredeydi???

 Menderes Bey yeri tam tarif ettikten sonra ekledi: Telefonunuz çalıyor ikinizinde bakmayacak mısınız?

 Aynı anda verilen cevap, laf kalabalığı oluşturarak, karşıdakinin hiçbir şey anlamamasını sağladığından vurduk kendimizi kelimelere. Telefonu açsak, arkadaşların çığlıkları ortalığa yayılabilirdi.

Yok, biz bakmıyoruz, gereksiz. Eskiden telefon mu vardı hoh hoh hoh

-Önemli değil, ararlar, çok arayanımız olur. Hah hah hah.

 Kısa kes bitti.

 Menderes Samancılar hayatında görüp görebileceği en garip iki kızla tanışmış ve çoktan cafesinin yerini tarif etmişti bile.

 Ve tüm ekip gitti.

 Telefonlara sarıldık, tam 15 dakikada yaklaşık 20 kez aranmıştık, arkadaşlar bizi öldürmek üzereydi. Aradık ve  adresi tarif ettik, herkes oraya gelsin, orda buluşalım, Asmalı Konaktaki adamın yeriymiş, belki Özcan geliiiir!!! Önünde buluşuruz dedik, Mizyal’in midesinin 2 saatlik  tuvalet macerasından sonra düzelmiş olduğunu anlattık.

 Ortaya bir ateş yakmışlardı, hep beraber yerleştik. Ömrüm boyunca orada tattığım huzuru tadamam, muhteşem bir akşam başlamıştı. Ancak bizim CSI Asmalı Konak macerasında bir takım aksaklıklar baş gösterdi. Menderes Samancılar bir anda yanımızda belirdi. Bizim onların oteline gittiğimizden haberi olmayan bilimum arkadaşımız artık yanımızdaydı, işte bu kısmı atlamıştık. Ve olaylar zinciri işte böyle başladı:

 Menderes Bey, tüm iyi niyet ve misafirperverliği ile:

Oooo kızlar merhaba, hoşgeldiniz!!! Davetimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim!!

-……Sessizlik.Bir cevapsızlık. Bir eyvah yandıkçılık, Bir gözleri kaçırmaca.

 Ancak kızlar bu beklenmedik karşılama karşısında çaresizdi. Arkadaşlarımız  bizim bu oyuncuyu nereden tanıdığımızı sorgular gibi bakıyordu. Başka seçenek yoktu. Elif’le göz göze geldiğim an, o çaresiz bakışlarımızla başka bir alternatifimiz olmadığını anlatıyorduk birbirimize.

 Sizin de aklınıza ilk gelen arkadaşlarımıza tüm gerçeği, onlardan gizli gittiğimiz oteli falan anlattığımızdı değil mi? Kafayı yediniz herhalde!!!!. Arkadaşlarımıza böyle bir şey anlatacağımıza, Asmalı Konağı yakardık daha iyiydi!! Neyse geri dönelim. Adamcağız bize selam vermişti, konuşmayı kesmeye de niyeti yoktu.

  -Siz oteldeki hanımlar değil misiniz, çay içiyordunuz az önce???

-Ben: Yok biz değildik. Hiç çıkmadık biz otelden.

-Tamam işte zaten otelde çay içmiyor muydunuz?

-Elif: Yok, benim arkadaşın midesi biraz kötüydü, o tuvaletten hiç çıkamadı.

Ben yerin dibindeyim bu arada.

 -Allah allah çok eminim ben az önce sizinle konuştuğuma!!!!

-İnsanlar çift yaratılırmış, kader işte. Ne garip değil mi..

İçten içe çığlık atıyorduk: Nolur git amca ya nolursun!!

 Garip bir bakış attı adam bize. Nerden çattım bunlara bakışı olmalıydı o. Durumu kurtarmak gerekirdi, hemen sempatikliğe vurmalıydık.

 Biz sizi görmedik hiç ama bir şey sorabilir miyiz aceba bir fotoğraf çektirebilir miyiz litfen:) 32 diş gülmece.

 Adam bize korku dolu bakışlar atıyor bu arada. Biz de bir anormallik olduğu kesindi ama tam olarak kestirememişti. Arkdaşlarımız ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ama CSI Asmalı Konak tam bir hüsrana uğramış durumda idi. Özcan Deniz’in buraya gelebilme olasılığı var mı acaba diye soruyorduk bir yandan , ama onun İstanbul’da olduğunu öğrendik. Bu hevesimizde gidince, verdik kendimizi şaraba:)

 Hadi içelim hey hey şarkılarıyla muhteşem bir akşam daha bitiyor ve hayatımızda bize insan muamelesi yapan ilk sanatçıyı da şizofrenik hareketlerimiz yüzünden kaybetmenin acısını yaşıyorduk. Kadere bak be!

 Benim zaten neyime ünlülerle muhattap olmak arkadaşım ya amaaan…

1 Comment

  1. Yaaaa bana yalan soylersen oyle olursun;)
    amma kasmissin anlatsana dogru duzgun ne yaptiginizi.
    sarabi icince sanki sizi sorgulayacaktik. Zaten atesin dumani da gozumu yakiyordu:)
    Bu arada bende atesin basinda menderes ile foto olmasi lazim hatirlat da bulayim;)

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.