ÖSS kabusu ve Kezo

Geçmişe biraz fazla takıldım son zamanlarda, ama baktım ki prim yapıyor biraz daha yazayım dedim. Ama biraz duygusal takılıyorum bu aralar. Yaş ilerledikçe anı biriktirir olmuşuz. Ben çok güzel bir hayat yaşadım. Bir çok insanın sayesinde. Başta babam ve annem olmak üzere bir çok insanın sayesinde. Hayatımda önemli bir rolü olan Kezban Teyze’yi anlatmak istiyorum bugün..Namı diğer Kezo sayesinde bir yazı yazdım ve bir cesaretle yayınladım kocamın sitesinde. Kendisi bilmez ama onun her lafını bir emir olarak algılayan bünyem, hemen harekete geçti, sonuçta bugünkü yaşamımı ve tüm eğitimimi ona borçluyum ben. Ben de emeği çoktur. O benim matematik öğretmenim. Annemlerin arkadaşı, benim de en çok sevdiğim insanlardandır. Ama herşey bugünkü kadar güzel başlamadı. Bu Kezo ve benim, bizim hikayemiz:

Lise’deyken, hayata tutunabilme şansımın sadece üniversiteyi kazanmak ile olabileceğini aşıladılar. Ruhuma, kanıma, beynime. Üniversite Sınavı! Tanrım hala rüyalarımda ÖSS ye geç kaldığımı görüyorum ben be! Ne sınavmışsın sen be! Nasıl bir ruhi çöküntüsün sen!

Daha önceleri anlattığım gibi ben Adana Kolejinde okurken sene 92 Kasım ayındayız, annemler geldi ve Ankara’ya taşınıyoruz dedi. Yav, canım ebeveynim, formayı bile almışız Kasım ayında hangi okul beni alsın değil mi! Yok, kimse dinlemedi. Anaokulundan beri aynı okulda okuduğum arkadaşlarımdan, çok çok sevdiğim öğretmenimden, hayatımdaki tek çevre olan kuzenlerimden koca bir sülaleden ayrıldımm ve hoop Ankara’ya taşındık. Ben bunalıma girmeyeyim de kim girsin! Ankara’nın taşına bak, karlı çukurlu yollarına bak! Ben Tropikal iklim de yaşadığımı düşündüğüm bir Latin rüzgarı gibi suratıma efil efil esen Adana’dan kalkmışım, kar buz kış kıyamet bir memlekete gelmişim. Ankara, ömründe görmediği bir kar görüyor o sene, buzul çağı yeni başlamış, o da bana denk gelmiş. Devamlı sokakta oynayan ben tıkılmışım bir apartman dairesine.

 

Okulumu sevmedim, Ankara’daki öğretmenimi hiç sevmedim. O kadında beni sevmedi. Kasım’da gelmişim, ekstra işim ben onun için. O kadının sınıfından mezun olan hiçbir çocuk Matematiği öğrenemedi. Biz bunun acısını yıllarca çektik ama en çokta ben.

Lise’ye geldiğimde, annemler benim Matematik’ten özel ders almam gerektiğini yoksa üniversiteyi kazanamayacağımı anlamışlardı. Çankaya Lisesine tayinim çıktı o sene. Karar verildi, annemlerin arkadaşı olan Kezban Teyze’den ders alacaktım. Ay ne güzel, hem çocukluğumu biliyor Kezban Teyze di mi, nasıl şen kahkahaları var, bayılırım ben ona. Bir de bakımlı, değişik değişik ojeler sürer. İlk mor ojeyi onda gördüm sene 97. O zamanlar siyahtı saçları, öyle hatırımda kalmış, kıvırcık saçlı sevimli bir kadın. Kocası da güler yüzlü, acaip komik bir adam. Ay ne güzel olur ondan ders alsam zaten.

 

İlk şok. Kezban Teyze, masada karşıma oturduğu andan itibaren SS subayı olmaya başladı. N’oldu ya o güler yüzlü kadına!  Ben yanlış gelmiş olmayayım? Bende bir tedirginlik. Geleceğimden şüphe duymacalar. Ben böyle bir disiplin görmedim. Sıkıysa, ödevlerini yapmadan git. Ama insan gibi ödev ver arkadaşım!!!! O kadar testi bir günde nasıl bitireyim ben yaaa!!!! İç ses çığlık çığlığa ama dışarıya sadece yusuuf yusuf yansımalar.

Ders sonrası kadın melek. Hayır benim hiç Matematik temelim olmadığından, hakikaten anlamıyorum dediklerini, bazen Kezo’yu Rusça konuşuyor sanıyorum, öyle bakıyorum, donuk donuk. Kendisi de bunu farkedip ince do’dan giriyor. Eveeet Şan dersi başlıyor o sırada. Beeeeen sanaaa ne anlattttııım az önceeeeeeee…ince do’dan si ye kadar gider yani öyle güçlü bir ses. 7 oktavlık bir gırtlak.

 

Lanet fonksiyonlar. Yaşım 30 oldu hala f(x) görüyorum o ÖSS’ ye geç kaldığım rüya sonrası!!! Bizim ki artık ince do’ya alıştığımı farketti do major çıkarıyor sesleri. 3’lü basıyor tuşlara sanki, güçlü bir ses, ama karşıda algıya kapalı bir surat. Napıyor bu, anlamıyorum ki. Rusça opera benim için bunlar. Hoşuma da gidiyordu son zamanlara doğru. Bi dahaaa bi dahaaa…Arsızlaşmayayım ama benim sayemde Operaya alacaklardı nerdeyse Kezban Teyze’yi bu da benim için bir artı tabi. Kadıncağız da ne yapsın, ben hala toplamayı beceremiyorum, Lise 1. sınıftayım, o kadar derse rağmen hala 1 alıyorum. Matematik’ten geçme şansım yok, ortalama ile sınıf geçicez. Yanımda Merve otururdu, canım arkadaşım, bana kopya verirdi, ben yine 30 alırdım, bu kız 90 alırdı. Kopya çekerken bile sayıları algılayamıyor muyum neyim arkadaş! Ben yine zılgıtı yerdim Kezo’dan. Hiç utanmıyor musun Miziyeeeeeeel! Ve yine Rusça başlar.. da kezo da..Zdravstvuyte (merhaba) Kezo..bencede da!..kesin bunları da yanlış anladığımdan Yevgeni Onegin operasına geri dönüyoruz.

kezo01

Bir gün, artık çok bunaldım, derse gitmek istemiyorum. Gitmicem arkadaşım. Zaten ödevi de yapamadım. Her gün kurs mu olur yaa yeter artık! İsyanlardayım. Bunalımdayım. Çıldırmak üzereyim. Matematik profesörü olman lazım Miziii hala 1 alıyon lan diye dalga geçiyor zalim arkadaşlarım. O gün, artık aşırı doz Matematik ve aşırı doz Kezo ile isyan bayrağını açtım. Sıra arkadaşım Merve’ye dedim ki,

– Şşş bir mucize olsa da ben bu hafta Kezban Teyze’ye gitmesem.

– Ehe ehe rüyanda görürsün, nasıl gitmicen:)

– Elimi kırsana lan.

– Ney=?!’^+^+)+%/%

– Elimi kır elimi elimi!

– Bi git kızım, iyice sıyırdın kafayı.

– Bir yumruk at la bari nolur, noluuur Merveee yaaaa ayda yılda bir bişi istediimm yaaaaa!!!

– Tamam be tamam…!

 

……..Sessizliik…ve GÜÜÜM! 1-2-3-4-5 baya bir yumruklandım.

 

– Olmuyor yaa beceremiyosuuun!!!! kızarmadı bile.

– Pencereye sıkıştıralım o zaman..

– İyi hadi gel,

Merve kıyamadı,

– Ya Mizyal bir yürü! git kafayı mı yedin! acıyacak ya.

– Kızım acısın istiyorum zaten!!

– Benim gücüm yetmiyo, Ersin vursun, o güçlü.

 

Önüne gelen vuruyo elime ama kırılmıyo el. Baktım olmayacak bu iş, kurşun kalemi açtım, hafif boyama ve gölgelendirme sayesinde elimi morarttım.

Esin Teyze’ye (Annemin ve Kezo’nun en yakın arkadaşı ve aynı zamanda bizim sınıf öğretmenimiz) koştum.

 

– Esin Teeyz..pardon Hocaaaaam, elim servis kapısına sıkıştıı, çok acıyooo ben bugün Kezban’a gidemeeeeeem, Anneme söyler misinizzzz???.

 

O zamanlar biz de cep telefonu yok tabi bunu da belirtmek isterim.

 

– Aaaa evet çok kötü olmuş bu. Ama servis kapısına nasıl sıkıştırdın sen bunu bu ne garip bir morarma.

 

Hemen elimi çektim, daha fazla incelerse anlayacak korkusuyla.

Ama Kezo the SS Subayı,  gelsiiiin o yazmaz bugün ben yazarım diye haber yollatmış. Bir uğultu kulaklarımda. Rusça bir takım kelimeler uçuşuyor gözlerimin önünde.Tansiyon düştü mü çıktı mı belli değil. Ah kafamı keseydim. Kafamı yumruklataydım. Benim bu halimi görenler 1 günlüğüne derse göndermediler. 1 günlük beylik beyliktir. 1 gün sonra hala taptaze aklımda olan kare masanın köşesinde buldum kendimi. Karşı duvarda sarı bir saat. Saat 12-3-6 ve 9 yönlerinde kendileri tarafından kesilmiş eğlenceli fotoğraflarını yapıştırmışlar. Karı Koca pek aşıktırlar birbirlerine. Fotoğraflar da aklımda. Sarı ama etrafı lacivert miydi? Olabilir. Ne kadar çok baktım o saate. Saatlerce.

 

Lise 2’ de Matematik 100 lerde gidiyor. Lise 2 de TM yi seçmiştim ben. Bizim zamanımızın sistemi, Türkçe Matematik. Beni o yıl beraber okuduğum arkadaşlarım, Matematik dehası sanırlar. Yıllıkta, ben o Matematik sorularını nasıl çözüyor anlamıyorum yorumlarını almışım. Lise 1’i bilmezler..

Sonra sınav… Evet iyi kötü kazandık…

 

İngiltere’ye gittim ben o sene. Keyfim yerinde. Telleri çıkardım sonunda, Saçlar, makyaj yaptım ilk kez falan. Sonra Kezo ve İhsan -yani Kİ diyoruz kısaca- gelsin eğlence. O kabus günler bitmişti, biz Kaş’ta tekne sefalarındaydık. Üniversite Mezuniyetimde, Amerika gidişimde ve dönüşümde. Fırat’ı aileyle tanıştırmamda, sözümde, nişanımda, kınamda, düğün öncesinde ve sonrasında. Her önemli anımda hep beraber ve yanyanaydık. Yani neymiş, eeeee, her zorluktan kaçmak olmuyor. Kafanı da kırsan, öğretecek sana. O sınav kazanılacak Küçükhanım. Ben biraz fonksiyonlara bakayım. Oyalamayın beni. Hoşçakalın.

8 Comments

  1. Ha bir yeri unutmuşum, yıllar da geçse Lise 1’den Kezo’yu bilenler, onu görünce hazırola geçerler:) Kezo anlamaz niye olduğunu ama otoritesi benim Lise grubunu hala tek sıra haline getirir. Tek sıra oool! omuzlar aynı hizadaaaa:))))))

  2. CANIMMMMM

  3. Şafak UZUNER |

    Her asık yüz ciddiyet olmadığı gibi,her güler yüz disiplinsizlik değildir, sevgili öğrenciler. Öpüyorum seni Kezbancım ve de kıymetini bilen öğrencilerini… Sevgiler…

  4. ŞAFAKcım yine analiz süperrr seviyorum seni arkadaşımmm kocaman öptümmm

  5. sıranın üstündeki incecik parmaklar ve yumruklamalar hala aklımdaa…..

  6. Hala Kezban Teyze diyor yahu..Abla diyeceksin, gencecik kadına teyze diyor ,kafamıza daşlar yağacak 🙁

  7. ALİHAN seviyorum seniiiii

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.