Parasını veremeyen, üstünü alamayan????

thats_why_you_shouldnt_ride_a_bus_02

Benim dolmuş ve otobüse karşı duyduğum sevgi ve bağlılığı herkes bilir. Hoşuma gidiyor tek başına kalıp müziğini dinleye dinleye hayal kura kura gitmek. Bu huzurlu durumu çok sık yaşayayamıyor olsak bile genel hatlarıyla güzeldir…Tabii otobüs şoförünün yani patronumuzun alabileceğinden daha fazla yolcu toplaması ve bu insancıkları birbirine kaynak yaparak daha çok yer açma isteği olmazsa, her şey iyi olabilir.   Toplu taşıma araçlarında huzurumuzu başka neler kaçırır?

 

Yanında kusanlardan, kavga çıkaranlardan, 3 çocuğuyla beraber oturmaya çalışıp sadece 1 koltuk parası vermek için en küçük çocuğunu senin kucağına verenlerden tutun size yer vermeniz için gözlerinden ışın saçan amca ve teyzelerle geçen zamanlardan birkaç kuple sunacağım. Binerken bana sormadılar ama bindikten sonra hayatıma müdahale ederek canımı sıktı bu tiplerin hepsi. En arka cam kenarına geç burnunu cama yapıştır ve kör numarası yap derim hep ama her zaman uygulanmıyor maalesef. Sadece yolcular değil asabi şoförler ise cabası. Ankara yollarını Formula 1 pisti sanan şoför beylerin bazıları (hepsi değil!) şoförlük sanatını inanılmaz bir şekilde sergilerken, hem tam gaz gidip, hem para üstü verip, hem yoldaki güzel kızlar için durup ama yaşlı teyzelerin hızını yavaşlatacağını bildiğinden durmayıp, o teyzelere eliyle arkadan gelen dolmuşa bin işareti yapıp, bir yandan da dolmuşa binen ekipten parasını vermeyenleri tespit ederek bağırınırlar. Bu her yiğidin harcı değildir efendim.Artık bana da durmuyor bu dolmuşçu abilerimiz. Sanıyorum ben de bir teyze oldum artık!

 

Sıhhıye-Oran arası otobüs seferleri uzunluğundan dolayı yine olaylı geçer. 150 kişiyi 50 kişilik bir mekana sığdırırsan, ister otobüs, ister bir lokanta olsun, illaa ki bir problem yaşanacaktır. İnsanoğlunun en önemli özelliği ise birbiriyle anlaşamamasıdır. Ne demiş atalarımız, nerde çokluk orda b.luk…Adamlar bilmiş söylemiş. Neyin peşindesiniz! Düşünsenize, Ankara ne kadar küçük lafı bile yetmez bunu anlatmaya. Mekan küçüktür ve sınırlarını zorlayan bir muavin ve şoför vardır. Arkadaş bu nasıl bir yolcu toplama hırsıdır! İnsanlar havasızlıktan ölecek!!! Ama yoook illa şu cümleler tekrarlanacak,

 

Biraz arkaya doğru ilerleyelim lütfeen!! Amcaaaa ilerlesenee, görüyorum bak burdan! Ablaaaa 50 lira mı verilir otobüse binerken, ben nasıl bozayım bunu şimdi! UFFFFF.

 

İşte bu kendi kendini tekrar eden replikler bir gün bir kavgaya sebep oldu ve yine geldi beni buldu..

 

Her zaman kavgadan, gürültüden kaçmış olan bir yapım vardır. Ancak, durum benim dışımdaysa ve  kavga edenler yanımdaysa, işte o zaman elden bir şey gelmez. Dolaylı olarak bir kavganın içine girmiş bulunurum ve bir taraf seçmem gerekir. Ömrü hayatım boyunca kavgadan kaçsam da, o kavga beni bir girdap misali alıverir.

 

Okuldan çıkmışım, Sıhhıye’de inmişim, yorgunum, kafamda bin tane olay var. Muavin abimizin karşısına dikilmişim, ne kadar az konuşmam gerekirse o kadar iyi. Parayı verdim, üstünü bekliyorum. Bu sırada, muavin ve bir yolcu arasında bir gerginlik var, bunlar sakince konuşuyorlar ilk başlarda. Muavin bu konuşma yüzünden benim paramı veremiyor bir türlü. Ben de bu iş uzayacak gibi görünüyor dedikten sonra kendi paramın üstünü aldım, biletimi kestim. Paramı kurtardıktan sonra seslerin yükseldiğini farkettim ve dinlemeye başladım.

-Abiiiii çekilseneee kenara, insanlar arkaya geçemiyor diyorum!,

-Kardeşiiiim! Çocuk var yanımda diyorum sana  nereye geçeyim!!

-Abiii çocuğu cam tarafına alsanaaa, senle mi uğraşıcam ben sabahtan beri aynı şeyi söylüyorum!!BAŞKA YER Mİ YOK DİKİLECEK!

-Nereye dikileyim ulan! BİN kişiyi bindirdiniz nereyeee dikileceeeeeeez!!!

-Sen kime ulan dedin LAN!

 

Ta ta ta taaaaaam!!!!Olay ulan’dan lan’a döndü…kaç kızım Mizot, bu olay büyür. Yana kaydım, teyze var, diğer tarafa baktım press olmuşuz, kaçacak yer yok. Allaaaaaam ben napcaaaam!!!!!

 

Huaaayt!!! Diye bir ses çıktı.

Bildiğim dört dua var o da, üç kulfu bir elham (!) Babaannem demişti bana, ayetel kürsi’ yi ezberle ve okumadan binme şu vasıtalara diye. Beşleseydım iyiydi. Bittik.

 

Karate gösterisi başlayacak belli oldu. NEDEN BEN!!!!! Muavin ve karateci abimiz arasında kaldım. Çocuğu diğer tarafa savurdular. Yumruğu kafama yemek üzereyken hemen kaçacak yer bulmak üzere kafamı çevirdim! Bir de ne göreyim!! Muavin, hemen yanına astığı tehlikeli durumlar için kullanmak üzere sakladığı JOP’unu çıkardı ve vurmaya teşebbüs etmiş bir şekilde elini havada gördüm…Eyvah dedim, çocukken polis olan halamın jopu ile oynardık ve gerçekten acaip acıtırdı hafifçe vursan bile. Bu alet karateci amcayı öldürür, hadi onu geç de el kadar çocuk zaten ağlamaya başlamış, eeeh dedim böyle bir saçmalık olamaz! Yeter artık! Mr. Hyde, Dr. Jeykıl çatışması içerisinde, mutasyonluk bir durum yaşıyordum.

 

İşte bu anlar aklımda ağır çekim olarak tekrarlanıyor hala. Önümde değerlendirmem gereken birkaç seçeneğim var, ilki: Karateci amcanın keskin yumruğundan kaçmak adına eğilmek, ancak bu sırada jop’u beynime doğru yemek var. İkincisi: Baktım etrafta ki herkes kaçıştı, artık biraz daha rahat bir alana sahibiz otobüs içerisinde. Yere mi atsam kendimi acaba ama bu seferde debelenme sırasında ezilme tehlikesi var. İşin içinden çıkamazken, muavin abinin jopu yükseldi ve karateciye doğru ilerlerken, kaçacak yerimin olmadığını anladım. Madem her şekilde dayağı yicez, o zaman mertçe dövüşelim. Ben hemen “Atıl Kurt” mantığıyla, içine Tarkan ruhu girmiş Kartal Tibet’mişimcesine yükseldim. Yükseldim derken boyum 1.50’den sanki 2 metrelere ulaştı gibi bir hissiyat mevcut bende.

 

Seçimimi muavin abiden yana kullandım. Ne de olsa gün aşırı denk geliyorduk kendisine. Elimi attığım gibi yapıştım muavin abinin eline. Bilekten öyle bir tuttum ki adam şaşırdı. Otobüste bir sessizlik. Bu sessizliği birkaç cümle ile bozmam gerekiyordu ve konuşmaya başladım, ancak konuşan sanki ben değildim, farklı bir aksan, garip kelimeler, ben bile ne olduğunu anlayamadım:

 

ABMMM SKN OL YAAA…!! Bşnı bilyı skcksn!!!!Vir şunuuuu banaaaa!!!Viiiiiiir!!!

 

Tercüme: Abim sakin ol ya, başını belaya sokacasın, ver şunu bana, ver.

 

Evet, burada yazarımız, hangi aksanla konuştuğunu bilmez bir şuursuzluk içerisinde saçmalarken, sanki ruhum bedenimden çıkmışta yaptığım şeyleri izliyormuşum gibi bir eda içerisindeydi.. İlginç olan şuydu, Muavin beni anladı!!! Etrafımdaki insanların benim dediklerimi anlayıp anlamadıklarını bilemiyorum ama bütün ünlü harfleri kelimelerden düşürerek, edebiyatımıza ilginç bir dilbilgisi eklentisi yapmış bulunuyordum. Zaten edebiyatım zayıftır.

 

Abimm skn ol yaa derken, aynı anda adamın bileğinden kavramış olmam ile sanki Matrix sahnesinde kurşundan kaçarken yerlere yatıp geri kalkan siyah deri montlu Keanu Reeves idim ben. Karateci abimiz ve yeğeni ilk durakta indiler. Herkes bana garip garip bakıyor derken ileriye doğru birkaç adım attım ve bir anda gözlerimi yaşartacak bir sahneye denk geldik, herkes kalktı bana yer vermek için!!!!!! Ağlamak istedim sayın seyirciler. Sanki ben bir kahramandım. Ama olay kahramanlıkla alakalı değilmiş. Zangır zangır titrediğimi oturduktan sonra anladım, sanırım benim bayılacağımı düşündü otobüs halkı ve o yüzden herkes birden yer verdi. Oturduğum an, kalbimin ağzımdan çıkmak üzere olduğunu anladım, korktum, tansiyonum mu çıktı nedir ben anlamadım. Jopa sarıldıktan sonra muavin kişisini garip aksanımla ikna edip, durdurabildim. Bu arada içimde olan hayvani gücü de görmezden gelmeyelim lütfen. Adamın kolunu iyi tuttum şimdi Allah var.

 

Bu sırada, otobüs ahalisinin kavgaya karışmamak için iki kişi birbirini öldürmeye de niyetlense araya girmeyeceği, hatta otobüsten inebileceği belliydi. Ama tıklım tıklım olan otobüsün kavga anında nasıl kocaman bir alan açtığını gözlerimle gördüm ya, bu nasıl bir kaçıştır arkadaş! Helal olsun :)))

 

Bu olayı böylece atlatmış olduk ama yine de dikkat, bu tip gereksiz işlere kalkışmayın, gereksiz atraksiyonlarla ağzımızı yüzümüzü dağıtmayalım değil mi..Sözlerle de insanlar ikna olabiliyor, aksanımızı koruyalım, Türkçe’mizi sevelim, sevdirelim.

 

Sevgiyle kalalım:)

3 Comments

  1. Cesaretini takdir ettim Mizyalcim 🙂 Helal…

  2. ne çocukluk ne gençlikmiş beee…. sen yazmıcakmışsında kim yazacakmış :))

    • Esoo:)yeni gordum yorumunu:)opuyorum kuzum tesekkur ederim:)yazilarimi okuyan azinliktasin o yuzden seni ayrica opuyorum, yakinda lise anilarina gecicem:))

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.