Salzburg

 

DSC_1081

Salzburg’un fotoğraflarından oldukça etkilenmiştik ve Viyana-Münih turumuzun arasına mutlaka sıkıştıracaktık.  İşte tam burada yanlış bir söylem içerisinde olduğumuzun farkına varamadık. Salzburg sıkıştırılmaya gelmez bir güzellikteydi ve 1.5 günden daha fazla vakit ayırmak gerekirdi. Neyse bir hata yapmıştık bir kere.

Viyana-Salzburg trenine binerken herşey yolundaydı. 1.5 gün kalacağımız Salzburg için önceden bir araştırma yapmıştım ve 1.5 gün yeter de artar demiştim zira yaz vakti olmadığı için  civar yerlerdeki tuz madenleri kapalıydı ve maalesef görebilme şansımız yoktu. Bu yüzden kısa süreli hafif bir tur bizim için yeterliydi.

Heee tabi tabi sen benim külahıma anlat diyeceğimi nereden bileyim. B.k yeter dedim kendime ki biraz rencide olayım bir daha böyle kendini bilmezlikler yapmayayım. Şehrin bu kadar güzel olacağını bilsem kesinlikle bu kadar kısa süre ayırmazdım. Salzburg civarının çok güzel olduğunu duymuştum ancak şehrin kendine muazzam bir güzellikte ve oldukça romantik bir yer olduğunu tahmin edememişim. Bana göre yaz aylarında gelip yaklaşık 4 gün ayırmalı tabii buna civar köylerde eklenmeli.

index

Salzburg’un tam anlamı zaten “Tuz Kalesi”ydi ve oralara gitmişken tuz madenleri mutlaka görülmeliydi. Benim de ilgimi çekmiş olsa da Kasım ayında maalesef kapanıyorlarmış. Hallstaddt etrafında bulunan bu yerlere bir gün mutlaka tekrar geleceğiz diyerek kocadan söz alıyoruz ve yolumuza devam etmeye karar veriyoruz.

Trenden iner inmez nasıl pratik ve hızlı gezerizin peşine düştük, valizleri tren garında bırakmalıydık ve hemen ününü duyduğumuz Salzburg Kalesine çıkmalıydık. Aksilikler silsilesi başlamak üzereydi.

Salzburg’a varış: Tren Garı (HBF)

DSC_1213

HBF yani Hobtbaunof dedikleri tren garının arka taraflarında kilitli dolapların bulunduğunu not düşmeliyiz. Küçük, orta, büyük ne ararsanız var. Özellikle kısa bir sure için kalacak arkadaşlara duyurulur. Bizim valizler için büyük bir dolap kiralamamız gerekiyordu ve maksimum 24 saatliğine kiralayabiliyorsunuz, bunun da fiyatı 3.5 Euro. İşimizi görür dedik ve attik valizleri ve hemen bir otobüse atlayıp şehir merkezine yöneldik. Şehri bilmeyen her turistin en kolay bulabileceği yeri seçtik, hedefimiz Salzburg Kalesiydi.

Salzburg Kalesi:

DSC_1035

Füniküler ile kaleye çıkılacaktı ve hem Salzburg’un muhteşem manzarasını içimize sindirecek ve akıllardan silinemeyecek bir Ortaçağ kalesi ile tanışacaktık. Ama yine her zaman ki gibi evdeki hesap çarşıya uymadı ve kendimizi Kaleye tırmanırken bulduk. Füniküler bozulmuştu ve tabana kuvvet tırmanacaktık.

DSC_1038

Bu arızadan haber alınca Fırot’un cevabı aynen şuydu, aaa bozukmuş, neyse artık şans napalım, çıkamayız tabi.. İkna etmek için zamanım yoktu, tırmanmaya başlamıştım bile. Söylene söylene arkamdan gelse de sonradan çocuk arabalarıyla kaleye tırmanmaya çalışan Alman çiftlerle karşılaşınca yavaş yavaş sakinleşti kendisi.

Çıktıkça pişmanlık duygum hafif hafif ayyuka çıkmaya başladı ama kesinlikle bunu sesli söylemedim. Son viraj epeyce dikti ama başardık. Zaten çocuk arabasını görünce gurur yapmıştık bile. Tam olarak hatırlamıyorum ama 8-12 Euro arası bir şey ödedik kaleye giriş için. Kale içini gezebilmeniz için ayrıca sıra beklemeniz gerekiyor çünkü yaklaşık 15-20 kişilik gruplar halinde gezebiliyorsunuz. Daha fazlasına izin yok.DSC_1091

 

Salzburg Kalesi, günümüze ulaşan en eski Ortaçağ kalesi olarak geçiyor. İlk temeli 1070 tarihine kadar gidiyor. Klasik Kale turu bittikten sonra kendiniz kale içindeki diğer müzeleri gezerken  yüzyıllar boyunca geçirdiği evrimleri gösteren bir sunuma denk geleceksiniz, lütfen sonuna kadar izleyin hakikaten etkileyici. Biz olsak yakar, otel yapardık burayı diye içimden geçirmedim değil.

DSC_1053

Bu arada 1500’lü yıllarda Kale’ye çıkış kolay olsun diye füniküler yapılıyor ve bugün de kaleye çıkış için dünyanın en eski  tünel hattı kullanılıyor. Her ne kadar biz oradan geçememiş olsak bile bahsetmekte yarar var dedim. Biz 1071 yılının tabanvayını kullanalım dedik keyif değil mi? J

DSC_1064

Bu kale, 1. Dünya Savaşında İtalyan Mahkumlar için ve daha sonra Naziler tarafından hapishane olarak kullanılmış. Ancak Avusturya tarihinde de önemli aile mensuplarının da burada hapis olarak tutulmuş olması da Avusturya tarihi için önemli değişikliklere yol açmıştır.

DSC_1051

DSC_1085

Kanuni Viyana’yı kuşattıktan sonra Salzburg’u da kuşatır korkusu ile surlar güçlendirilmiş ve kaleye daha çok önem verilmiş. Kanuni Salzburg’u napsın hemşerim diyor ve devam ediyoruz. Toy Museum ve o dönemin eşyalarının sergilendiği, işkence aletlerinin gösterildiği diğer sergileri de gördükten, odaları gezdikten sonra artık acıktığımız için kalenin içindeki Ortaçağ süsü verilmiş lokantada alıyoruz soluğu. Dehşet acıkmışız hemen bir gulaş ve şnitzel geliyor ve nefes almadan ve çiğnemeden yutuyoruz herzaman ki gibi. Asil olmayı asla öğrenemeyeceğiz..

DSC_1075

DSC_1076

DSC_1079

 

Çıkışı zor olan kalenin güzel bir inişi vardıJ Sanki başka bir yoldaymışız izlenimi verdi bize ve bol bol fotoğraf çektik. St. Peter kilisesi görünüyordu tepelerden, eh artık oraya girmek şarttı, defalarca bombalanmış, yıkılmış ve tekrar inşaa edilmiş bir kilise. Zaten içeride de fotoğrafları sergileniyor. Almanların yakıp yıkmadığı yer kalmamış arkadaş.

DSC_1095

DSC_1104

Old Town:

Artık kendimizi Old Town’nın sokaklarına vurma zamanı gelmişti. En azından yokuş falan yoktu. Altsdatt’da bulunan ve şehrin en işlek ve ünlü caddesini gezmek gerekiyordu Getreidegasse. İşin güzel yanı yeni yıla az kalmıştı ve hazırlıklar başlamıştı bile. Sokakların süsleri yavaş yavaş tamamlanıyordu ve biz bir hafta sonra gitmiş olsak daha cıvıl cıvıl halini görebilirdik, neyse bu da yeterdiJ

DSC_1109

DSC_1202

DSC_1115

DSC_1204

Mozart Müzesi:

DSC_1116

Artık koşturacak bir şey kalmamıştı ve sakin sakin etrafa bakıyordum. O sırada Mozart’ın evi olduğunu düşündüğüm sarı bir bina çıktı karşıma. Daha gün bitmemişti, haydi dedik, burayı da göreceğiz. Mozart iyice turistik bir olaya döndüğü için yine bir kişi için 10 Euro gibi bir parayla girdik içeri. İlk kullandığı piyano, keman, perukları, mektupları ve bunun gibi özel eşyalarını gördük. Hoş bir yer aslında. Bir tane daha Mozart Müzesi bulunuyor Salzburg’da ama artık ona gitmedik.

Yorgunluktan ölüyorduk ancak artık Salzach Nehri boyunca yürüyerek daha önceden rezervasyon yaptırdığım Bairenwirt’e doğru yola çıkmıştık.

Ama öncesinde nehir kenarında romantik bir yürüyüş yapmış olduk. Gerçi romantizm kelimesi ile yazar biraz abartıya kaçıyor olabilir, zira yol boyunca bisiklet yolu kavramını bir türlü algılayamamış benliğimle bir çok kez küfür yemiş olabilirim. Bu ne çok bisiklet arkadaş bari biraz yavaş sürün yaw!

DSC_1131

DSC_1136

Bu güzel yolculuğun sonunda daha önceden mutlaka rezervasyon yaptırmanız gereken Barenwirt’e ulaşmış olduk. Mail ile rezervasyonumuzu yaptırmıştık, yalandan kim ölmüş, evlilik yıldönümümüz dedim ve hemen yanıt geldi:) Fazla turist yoktu ve ne olur unutmayın oraya kurtlar gibi aç gidin ve büyük porsiyonları sonuna kadar bitirmeyi hedefleyin yoksa bizim gibi aylarda geçse unutamayıp kendinize sinir olursunuz!

DSC_1138

Zor yer bulunuyor ve Salzburg’un en iyi lokantası olarak geçiyor. 1661 yılına uzanan geçmişi ile ilgimizi çekiyor, bu yeri tavsiye eden Selin’e teşekkürü borç biliriz. Yemekler muhteşem ve en ünlü yemekleri ise aşağıda göreceğiniz tavuk! eğer kasım ayı gibi gidiyorsanız da kaz zamanı gelmiştir, tavsiye edilir:)

DSC_1144

DSC_1147

Tipi çok hoş görünmese de cidden lezzetli bir şey bu:) Kaz eti denemek isteyenlere, gideceğiniz tarihe göre değişir;)

 

DSC_1151

Hemen hemen gelen herkes bu tavuktan ısmarladı, sanıyorum herkes bunun için geliyor bu lokantaya. Haberiniz olsun:)

Bu gece böyle bitmek zorundaydı ve Meininger Hotel’e gitmek üzere yine otobüse atladık ve 10 dakika sonra otelin önünde indik, tavsiye ediyoruz, güzel bir oteldi. Fiyatları uygundu şehir merkezinde olmaması çokta sıkıntı yaratmıyor açıkçası.

Uyanır uyanmaz, otelden depar atarak çıktık. Görülecek daha çok yer vardı ve zaman azalmıştı, Mirabell Bahçeleri ve Rezidans Sarayı görülebilir, yol üstüne kurulmuş pazarlara uğranabilirdi. Hepsini yaptıkJ Mirabell Bahçelerinde sakin bir gezintiyle başladık ancak Rezidans Sarayı kapalı olduğu için kapısından dönmek zorunda kaldık.

 

DSC_1169

Unutmadan, otobüs fiyatları biraz pahalı, biz yine dürüst turist olarak kişi başı 3,5 Euro bayıldık ama gün kısıtlı olduğu için 3 günlük bir bilet almanın da manası yoktu. Neyse aklınızda olsun, Salzburg’a trenle geliyorsanız o gün içerisinde otobüs ve metroya bedava binebiliyorsunuz. Unutmayın.

Hallstadt’ hayallerimdeydi ancak zaman yoktu ve çok soğuktu, kocamdan buraya tekrar geleceğimize dair söz aldım. BakalımJ

DSC_1192

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.